Kaan&Zeynep

annecikten küçük bir hatıra olsun...

18 Aralık 2010 Cumartesi

oğluşum 2 yaşında:)


Bir minik Kaancık varmış, annesini babasını seçmiş, küçük bir sürpriz yapmış, bir aile yapmış o anne ve babayı, iyiki de onları seçmiş:) hiç aklında yokken -yada azıcık varken- bir anne doğmuş onunla birlikte...bilememiş önce ne yapacağını...etrafında çok yardımcı olan varmış neysekii, minik Kaan'ı seven çokmuş...2 yıl geçmiş aradan...2 yıl boyunca oğluş büyümüş, annesi büyümüş, oğluş yeni bir sürü şey öğrenmiş, annesi de, o gülmüş annesi nasıll mutlu olmuş, o ağlamış annesinin içi yanmış...mükemmel bir babası varmış bu oğluşun, Kaan O'nu çook sevmiş-annesi gibi:)-, peşinden hiç ayrılmamış:) 2 yıldır uykuyla arası yokmuş, sevmiyormuş işte naapsın...annesi artık düşünmüş kii: koskoca 2 yıl nasıl geçti, zaman ne çabuk geçiyor, belki de bu oğluşun gece sık sık uyanması bir şans! annesi daha çok sarılsın, öpsün, koklasın diye...(bu düşünce daha ne kadar devam edebilir) 2 yıldır yemekle de pek işi yokmuş, annesi çok üzülmüş, ağlamış bile ama artık rahat bırakmış Kaan'ı...büyümüş ne de olsa, kendisi istediği zaman, istediği gibi yesin demiş (yapabilmiş mi acaba?)
bu afacanın derdi varsa yoksa oyunmuş...herkesi etrafında pıırr döndürürmüş:) dededededde diye bol bol konuşurmuş, annesi heyecanla ama sabırla beklermiş -anlaşılabilir- cümleler kurmasını... deda dermiş annesine, babbasını kimseyle paylaşmazmış, annannesinin sözünü dinlermiş, onu hiiç üzmezmiş, dedesiyle oynamayı çok severmiş, O'nun yeri ayrıymış, teedesi bitanesiymiş, hayranmış belki de :) sevgi kelebeğiymiş O, annesinin canıymış, balıymış, aşk böcüğüymüş, ay parçasıymış...
Annesi ne yazsa ne dese yetmezmiş...çok çok çok severmiş O minik adamı, şükredermiş, dua edermiş hep, oğluşu sağlıklı olsun yetermiş...
İyi ki geldin hayatıma, hayatımıza bebeğim...ne kadar zor olsa da bir gülüş herşeyi unuttururmuş işte...


Nice nice yıllar beraber büyümüye devam etmek dileğiyle miniğim...

4 Aralık 2010 Cumartesi

...

şu iç karartıcı yazım kalmışş en sonda...
oysa kii biz bugün güsel bir yere gittik, 1-2 ay da gidicez belki daha fazla...bugün ilk gündü, malum bizimki ilk defa böyle bir ortamdaydı, bakalım önümüzdeki haftalar nasıl olcak..ama sevdik sanki sonradan.... evdeki ve genel olarak dışardaki kıpırkıpırcan -başka çocuklar varsa küçük bir ortamda- fazla kıpraşmıyor... zaten ufaktan farketmeye başlamıştık...bu durumu aşmak lazımmm....... ;))

22 Kasım 2010 Pazartesi

herşey bazen çok güzel olmayabiliyor işte

yazmaya başlıyorum ama sonlara doğru ne olur, yazının gidişatı neyi gösterir, silermiyim, taslakta mı kalır, yayınlarmıyım... bilmiyorum, belli olmaz...bir iç dökme yazısı olacak gibi... içimden geldiği gibi içimdekileri anlatmak için...
Kaancım, canım oğlum, çok tatlı, sevgisi muhteşem, tarifsiz...evet ama bir gerçek var ki bu aralar, her gün, hele hele şu tatilde beraber olduğumuz her dakika kendini belli eden gerçek var ki zor işte çok zor...bizim durumumuz hiç oğlumun karnını doyurdum, peşine bi güzel uyuttum aman da ne güzel olamadı. hayır şimdi böyle diyorum bir yandan birşeyler rahatsız ediyor beni hani şükür diye diye... olmaz mı! binlerce kere, yüzbinlerce kez şükür... sağlıklı bitanem, bizimle...ama işte bazen öyle anlar, durumlar, olaylar oluyor ki neden diye sorgulanan..yemeyen, uyumayan bir çocuk! yine bazı sesler geliyor kulağıma aman yemesin nolcak sağlığı yerinde değil mi? veya siz de biraz uyumayın canımm ee çocuk büyütmek kolay değil? bla bla... kolay değilmiş cidden...hoş kolayı da var bizzat biliyorum. Allah dağına göre kar verirmiş ya rahat insanların çocuklarında da bir rahatlık söz konusu...biz mi rahatsızızz bu durumda!?
herşeyi dibine kadar yaşayan bir efendi! gazı da, diş ağrıları da öyleydi... bu dönemde çocuğunuza şöle yaklaşın, böyle davranın, sakın şunu yapmayın diye makale, kitap, tv programı vs. konusu evlere şenlik -terrible two-sunu da hakkını vererek yaşıyor bizimki...işte ben de o kadar teorik bilgiyi pratiğe dönüştüremeyen kötü anne oluverdim bu durumda...birikim işte yorgunluk, uykusuzluk -burada uzun bir açıklama yapmak istiyorum: benim uyuyamam da değil mesele, enn büyük sorunumuz uyuyan bir çocuğun uykusunun şiddetli ağlamalarla gecede EN AZ 3-4 kez bölünmesinin annede (ve babada) yarattığı fiziksel, psikolojik, sinirsel yıpranma, bu durumun neredeyse 2(İKİ) yıldır sürmesi, nedeninin tespit edilememesi nedeniyle de bir çözüm yolunun olmadığının çaresizce kabulü ve son olarak bu durumun daha ne kadar süreceğinin belirsizliğinin oluşturduğu anlamsız bir boşluğun içine düşmüşlük hissi...dayanabilememek, ama bir şekilde -başka yolu yok- dayanabilmek- bilmem anlatabildim mi?- ayrıca genel olmakla birlikte, özellikle son zamanlarda hiç bir şey yememesinin yarattığı olumsuzluk patlak verdi biliyorum aslında...ama bu durum şu anda benim sinirlerimi bozduğuna göre bu yazının başlangıç noktası anlaşılmış oldu...yakalandık gibi...dün, pazar, tatilin son günü..."iyi" anneler çocuğumdan nasıl ayrılıp da yarın işe gidicem diye üzülürken, ben -itiraf ediyorum ki- pazartesi olsa da biraz işte sakinleşsem dedim. dedim evet...Kaancığıma kızdım... dikkatini başka yöne çekmeye çalışabilirdim, komiklik yapıp durumu kurtarabilirdim, amaan nolcak diyip istediği olmaz şeyi oldurabilirdim... yapmadım... kızdım ona...kötü hissediyorum:(((
şimdi herşey yine güzel, çocuk işte çoktan unuttu bile ama ben unutamadım...
canım oğlumdan özür dilemek isterdim, anlar mı belki şimdi değil ama sonra...
bir uzman araştırmaktayım, yardım almak gerek...
bir daha bir miniğin gülümsemesini engellememek için yazdım bunları.
seni çok seviyorum canım oğlum, canımın içi oğlum...
*off bir yandan şu his yok mu içimi acıtan, vicdanımı sızlatan...Sağlıklı olsun da herşeye dayanılır dedirten...Allah tüm çocukları annelerine babalarına bağışlasın, uzun ömürler versin...

24 Ekim 2010 Pazar

geldimm bile

salı günü öğlen geldim...önce o saatte babanı da görmeye alışkın olmadığın için ona koştun, geri döndün, salona gidip dededededde yine birşeyler anlatmaya başladın ki beni farkettin ve bi anda sevinçle koşarak gelip sarıldın:))) off o nasıl bir özlemdi...ama biliyordum, tanıyordum seni, aynen böyle yapacaktın aslında, sevinecektin, sarılacaktın anneciğine...yoksa, aksi olacağından emin olsam zaten bırakamazdım seni...
bazen seni büyütürken yanlış yapıyorum-dur mutlaka, tam o anda da farkettiğim oluyor sonradan da...elde değil oluyor işte (bu ayrı bir konu) ama biliyorum ki doğru yoldayız bebeğim, iyi bir çocuk olmanı istiyorum bu "iyi"nin içine pek çok özellik sığdırabilirim, en başta psikolojisi, ruh sağlığı iyi olsun istiyorum...öyle olduğunu gördükçe de mutlu oluyorum işte...ama bu yol çoook uzun bir yol ve konu hassas...ben öğreniyorum...sen büyüyorsun...

14 Ekim 2010 Perşembe

annecik -kısacık- gidiyor...

canım oğlum, yarın gidiyorum (bugün olmuş bile), öğlene doğru çıkıp ya pazartesi gecenin bir yarısı ya da salı öğlen geleceğim...gözüm arkada kalmayacak tabiki evet ama çok özleyeceğim miniğim seni...annecik ne diliyor bir yandan biliyormusun...bu gece çok çok kaldır beni de sarılmak, koklamak için bahanem olsun...seni çok seviyorum aşkımm benimm....


*İlk müze (Rahmi Koç ) ve ilk sanat galerisi ziyareti (Cer Modern) ve de bir de Gençlik Parkı fotosu, geçmiş güzel bir haftasonundan...























18 Eylül 2010 Cumartesi

yaş 30!


canım oğlummm 21 aylık oldu:)) 2 yaşa 3 var...
zaman geçip gidiyorrr...
annesi 30 yıllık oldu:)
nice nice sağlıklı, çooooooookk mutlu, sevgi dolu yıllar bize, ailemize, sevdiklerimize...

7 Eylül 2010 Salı

başlık yok

Hiç bir şey yazmak istemiyordum, elim gitmedi hiç.
ama çok şey geçiyor aklımdan...
neden böyle oldu?.. minicikti... kimbilir ne kadar acı çekti...acıları bitti belki de... keşke böyle olmasaydı ta en başından... kader mi?... şimdi iyi mi?.. huzurlu mu?..
........
gülümsüyordur umarım...
sevdiği parkın yanından geçecekmiş...
çok zordu yine çok zor...sabır sabır ailesine, annesine, babasına, ablasına...
ve hoşçakal Nehircik...

30 Ağustos 2010 Pazartesi

geç olsa da...

Ben not edeyim de afacanın tatil hallerini...geçen sene 7 ay civarında gittiği anneanne-dede yazlığında geçirilen tatili çoookk sevmişti zaten. bu sene yine tatili sevdi sevmesine, ancaaak kendisi artık merak ettiği herşeye minik ama hızlı adımlarıyla ulaşan, dolayısıyla bizi peşinde sürükleyen ve hiç enerjisi bitmeyen (hiç birşey yemeden bu kadar kıpır kıpırlık nasıl oluyor anlamış değilim zaten) bir velet olduğundan, bizimki bu sene pek "tatil" olamadı (daha önce de yakınmıştım buralarda sanki bu durumdan???)

1.5 yaş zormuş, şöyleki en meraklı zamanı, keşfetme isteğinin doruklarında ve bunu yapabilecek imkanları da var -yürüme gibi:)- dolayısıyla durmuyor, ilerliyor, dur-yapma-gitmeden henüz anlamıyor, daha doğrusu anlamak istemiyor, anlasa da hiiç sallamıyor -neden yapmayacakmışım?- birey artık ne de olsa o, sınırları zorlamalı, heryere gitmeli, yakından bakmalı, herşeye dokunmalı, herkesle konuşmalı -kendince- dedededede dili :) güzel tabi, seviyorum o yüzündeki meraklı bakışları, hayretler içerisinde kalışını, koyduğum yerde dursa (var mıdır artık böyle çocuk, hepsi cin mübarek) daha mı iyi, yok yok istemezdim:) ben de az değilim yanii:))
Neyse...daha gittiğimiz ilk gün Kaancık yere kapaklandı, sağ diz iptal:( dikkat ettikçe sanki inadına yine düştü ve yine sağ dizinin üstüne, bir türlü iyileşemedi yani oğluşumun sağ dizi. sahilde, parkta, her yerde, tanımadığı gördüğü herkese dizini gösterip bişeyler anlattı, uzunca bir süre unutmadı. şu anda belli belirsiz iz var ama hala o sağ diz yere değdirilmiyor... Ank. da sol dizini de halletti ama o sağ dizi kadar hasarlı olmadı hem fiziken hem ruhen:) tabi o sağ dizin o kadar vahim bir hal almasında, önce sivrisinek ısırığı gibi başlayan, gittikçe şişen, içi iltihap dolan 3 adet kabarcığın da payı var. ne olduğu anlaşılamadı, sonra diğer bacağında ve kolunda da oldu, ama onlar neyseki o kadar kötü durumda değillerdi...

Denizi sevdi Kaancık, geçen yaz da önce korkmuş sonra alışmıştı, bu yaz da aynen böyle oldu. ilk başta ciyakladı viyakladı, sonradan tabiri caizse bodoslama gidiyordu denize:) resimdeki kova çok işimize yaradı, içine su doldurup taş, kum vs. atıyordu, sonra boşaltıp tekrar...sayesinde azıcık totosu yer gördü Kaanın. böyle kendine göre uğraşları da yok diil yani:) ama kürekmiş, tırmıkmış onlarla hiiç ilgilenmedi, inşallah seneye artık:)

Tam bir oyun canavarı, hiç boş durmamalı :) oyy çok seviyorum be oğluşumu:))



Saçlar uzadı yine, şekilsiz oldu bu sefer, dolayısıyla Ank. da dönüşte kesildii. berberde, koltuğa oturmadı, kucakta, her yerim Kaanın saçı oldu. sonlara doğru ağlamalar başladı, önler azıcıkk uzun kaldı:) (ne güzel anlattım)

Oyun bebesi kendisi evet ama kendi oyununu oynar. öyle parkta salıncak vs. sevmez, oturuyo ya ondan heralde, alır başını yürür gider hatta, keşfe:) kaydırağı sever gibi, merdivenlerden çıksın, sonra şöle hızla kaysın, totosu fazla yerde kalmıyo tabi sever...yukarıda da resim çekildikten sonra indi zaten tahterevalliden, fazla oturmamalı bünyesine aykırı:)

Neler yazdım, ne anlattım kontrol etmek için tekrar başa dönemeyeceğim, geç oldu uyumak gerek, biraz kötü anılardan mı bahsettim acaba tatilden, yok canımm hem olsun bunlar da yaşandı ama:)

Posted by Picasa

7 Ağustos 2010 Cumartesi

iki satır yazayım dedim

Sevgili oğluşumun blogcuğu,
çok ihmal edildin biliyorum ama olmuyor işte... yazamıyorum, fotolar var çok şahane, ekleyemiyorum...
yarın cumartesi ya, belki evde birşeyler karalarım kim bilir?...
şimdi gidip yatmak gerek...
(Kaan uyumadan önce asabiyet yaptı, ağladı ağladı...ahh azılar biliyorum sizsiniz sebep, ne zor çıkardı dişlerini yavrukuşum... bi bitseydi artık... sabır sabır...yine! neyse ki daha da arkada başka azı yok!!!)

14 Temmuz 2010 Çarşamba

sözde tatilden

3 haftalık iznimizin 2. haftasında, güyaa "tatil"deyiz...karşı sitede, niyeyse çocukların denize gitmek yada dışarıda spor vs. yapmak yerine oyun oynadığı bir internet cafedeyiz, kocişle-o parasal işlemlerle ilgileniyor, bense hemen not düşeyim dedim:)
Hiç dinlendirici olmayan tatilimiz, çok yorucu, koşuşturmacalı, Kaanın nerdeyse -hiç-birşey yemediği sadece süt ve su içerek, meyve ve bazı tatlıları yiyerek hayatına devam ettiği bir dönem, bu da geçecek diye beklediğim...Ank. ya dönünce düzeni yeniden tutturmayı umuyorum
Bunları takmamayı başarırsam süper tatlı bir oğluşum olduğu için de şükretmeye devam ediyorum tabi...kesinlikle bu veletler büyüdükçe böle şirin ötesi bişey oluyorlar...
bizimki dil konusunda minik de olsa yol katetti..."dedededdedede" diye meşhuuur söylemine hala devam ama "dede" yi ayırdediyor her dededede "dede" değil yani:) anne mi? ne annesi? "dedaaaa" yım ben:) avav-avv var bide köpek görünce:) yani kısaca ufak ufak başladı neyseki, yoksa tüm anlatmak istediklerini "dedededede" yle anlatacak uzunca bir süre diye korkuyordum:)
ve bizden bu kadar, kocişin işi bitti:)

18 Haziran 2010 Cuma

1.5 yaş

18 ay bitti oğluşum...1.5 yaşında oldun...inanılmaz...evet hala inanılmaz, hep de öyle olacak herhalde minik mucizem;)

*bugün koşarken düşmüşsün, yanağın al al hafif mor mor olmuş:( babaanne-dede üzgünler... oluyor işte afacanım, bir anlık birşey...ne zaman koşmadan usul usul yürüyeceksin acaba?..

*yarın doktor amca günü...

*bu aralar geceleri -ilk uykunda- bir kaç kere yatağında kendi kendine (sırtını kaşıdım, saçını okşadım, pışpışladım, ninniler söyledim, popişi dürterek hafif titreştirdim tabi bu arada, o kadar da kendi kendine diil yani) uykuya dalmışlığın oldu...çok sevindim, bu gece de sevindim valla yine...ama bu şekilde uyuduğun gece de aynen devam ettin uyanmalara... parantez içindeki yöntemleri tekrar yemedin gecenin bir yarısı;) ohoo annecik sen de çok şey istiyosun yaniii;) babanın omzuna yine fena sardın, ne istiyosun babacıktan anlamadım, yasık kendisine, ama baba olmak da kolay diil tabii...

*köpek dişleri de tamamlandı...bana biraz daha kolay çıkardın gibi gibi geldi bunları...ama sanırım son olarak azılarla kabus geceler yine başlar...

*babaanne yapıyo, sana da -bize de- yediriyo -aman maşallah diyeyim!!- bal olsun oğluma çok mesudum valla bu konuda:) haftasonları hariç tabi, yine yemeyen bir Kaan, peki benden ne istiyosun:) evet, anne olmak hiiç kolay diil...

*merdivenleri de çıkıyosun meğer bize güvenirmişsin, basbayağı çıkıyosun işte, tutmıcam artık seni, her işini kendin yap bakalım beyefendi:) ama bu aman düşecek stresiyle de nasıl yaşanır bilmem...

hoş insan uykusuz da yaşıyormuş...

çok mu dert yanıyorum acaba bu durumdan diye bi an aklıma geldi ama napıyım ben kii acayip uykuya düşkün biriyim. en çok dokunan kısım bu işte bana...hah bak uyandın işte geliyoruummm
(sevgili annen sonra tekrar buraya gelip, bir resim ekliyip kaydı yayınla yapaaaar:)))

5 Haziran 2010 Cumartesi

öylesine

Günler sonra bugün iyiydi...koşuşturmacadan uzak...ev hali, babaannelerle misafircilik, arada park, Tuğçe arkadaşla çapkın bakışmalar, cici yapmaya çalışmalar, beraber salıncakta sallanmalar, babayla kaydıraktan kaymalar, teyzoşlarla Kaancığın izni ölçüsünde oturmalar, şimdi de keyifff:) evet ya böyle olsun günlerim, bu kadar olsun hareket...
şu an mutluyum yanii...oğluşum uyuyor, erken uyudu bu gece inşallah gecemiz uyanık geçmez bu durumda:D

Kaanım da çook mutlu, anneanne, babanne, dedeler, biricik teyzesi...daha ne olsun... hepsini sıraya dizip el çırptırıyo cebren ve hile ile, kendisi de oynuyo, döktürüyo hatta:D halay bile çekiyo kendince:D


en son İstanbul maceramız vardı, gittik geldik, düğün yeri boğaz manzaralı olmasa tabi bir de köprüden geçişler İstanbula gittiğimizi anlamayacaktık...neyse ki bunu da atlattık...foto. mak. elime düğün sebebiyle geçmişken de bi kaç resim çektim gelince. ama böyle olmaz, zaman geçiyor, bu zamanlar geri gelmeyecek, acilen eski şipşak zamanlarıma dönmeliyim, saçları da uzadı hem artık yakışıklımın;)

bir afacan... bir masum...

24 Mayıs 2010 Pazartesi

neler oluyor hayatımızda

bakalımmm:)
17. ay bitti, yine gününde yazamadım telaş telaşş..büyüdün, koca adam oldun. yok yok hala minik adamımsın:))
18 ay da bi dönüm ya şimdi onu bekliyorum uyku konusunda:D hah saf anne!
taşındık demiştim. miniğim benim hiç yadırgamadın sanki. bunda uzuun süren taşınma serüvenimizin payı olsa gerek...aşama aşama gördün herşeyi, eve yeni birşey yapılırken, yeni bir eşya gelirken, biz anlattık, sen dinledin...
odan çoook güzel oldu, evin en sevdiğim bölümü:) sen de sevdin, verdiğin tepkilerden anlaşıldı;)
dedecik çok çalıştı, yoruldu, kendini Kuşadası'na atmıştı kii büyüük dedecik birazcık rahatsızlanınca apar topar geri döndü, çok şükür önemli bişey değil. O'nu almaya gitti, bi kaç gün Ank., sonra yine Kuşadası. bu sefer anneanne de dedelerle beraber gidicek.
ben noolcam mı diyorsun yoksa?
babaanne ve dede geldiler bu arada, babacık Ordu'ya gidip aldı onları yani...haftasonu bi gece teyzoş bizde, bi gece biz anneanneciklerde takıldık. ilk gece süper uyuyan sen (2 kere kalkışş yani, bence süper de!), akabinde (aman üst üste iyi uyuma sakın:) gece 1den tee sabah ezanlarına, 5lere kadar sürekli ağlama, huysuzlanma halindeydin. ama vardı bi derdin belli, yine gaz sancısı gibiydi...ılık suda oturttuk biraz,sonra ya artık sızdın, ya da iyi geldi bilinmez uyudun. ama hiç bu kadar kötü olmamıştı şimdiye kadar...
ne demiştik sana haziran ayında babaanne ve dede bakıcaklaaar:) anneanne çok yoruldu ama napsın, tatili hak etti.eminim oralarda da kendine bi dolu iş yaratır gerçi de...
babaaneleri görünce ilk başta bana daha bi sıkı sarıldın ama sonrasında hiiç yabancılamadın. zaten kimseyi yabancılamayan, sıcakkanlı, canayakın bir sevgi pıtırcığısın bıdık seni:)
haftasonu İstanbul, seni 1 geceliğine anneanneye bırakma mecburiyeti...o kadar İstanbulum gelsin,aylardır hem de, şimdi gidebileyim ama yavruşu bırakıp da gittiğim için vicdan azabından havaya giremiyim iyi mi:(( gerçi havaya girecek bi durumda yok, koşuşturma içinde geçer gider ve Ank. yolları...
sen azcık daha büyü bebeğim, beraber sadece gezmeye gideriz inşallah:)
bu arada en huysuz, en alt değiştirmesi, giydirmesi zor günlerini yaşıyoruz bu günlerde! yani ben, saf anne olan ben, bu günlerin "ennnn" olduğunu ummak istiyorum...merhaba terrible 2, gelişin erken oldu gidişin de öyle olur umarım...bacak kadar herifin bile sendromu oluyor ya ben napıyım..... ama benim sendromumla çakışıyor bilesin Kaancık!!!
sonumuz hayrola yanii:)

16 Mayıs 2010 Pazar

yeni evimizde ilk post

Oh be!!! yerleştik!
Taşınalı 1 hafta oldu ama, ustalar, yapılacaklar, tamirat-tadilat, alınacaklar derken ancak her şey yerini buldu haftasonu itibariyle, sayemde:) bir kaç eksik şey kaldı tabi, olur o kadar;)
ama çoook yorgunum, öyle böyle değil...insan evlenip, çocuklu olunca bir de, kendini aşıyormuş demekkiii!!

Tatil istiyorum en dinlendiricisinden, en huzurlusundan... aksiyon, telaş hiç istemiyorummm.

Kaancığımdan ayrı kaldım bu taşınma telaşında, düzen şaştı tabi karışık ev hallerinde.çok üzüldüm...
O da çok özledi bizi biliyorum... nasıl da sıkı sıkı sarılıyor artık... o an hissettiklerim -tarifsiz-
çok seviyorum seni canım oğlummm... seni içime sokma isteğim hiç geçmeyecek:D

6 Mayıs 2010 Perşembe

Nehir olsun Nehir'e sevgiler...

Fazladan 1 ya da 2 kişiye bile benim sayemde ulaşacaksa eğer neden ben de yazmayayım...

Annelerin en çok istediği nedir ki? Yavrusunun sağlıklı ve mutlu olması değil mi?..Ne hediyesi! Bir parfüm, bir bluz, bir kolye vs. nedirki?

Hayatın bir de bu yüzünü gördükçe, yüzümüze çarptıkça bu tokatlar nasıl da boş geliyor başka şeyler aslında...

O'nu daha Kaan küçücükken bir anne-bebek dergisinde tanımıştım, içim acımıştı evet, nasıl acımaz, kimin acımaz ki. ama çok çok güçlü olduğunu gördüğüm için de bir yanım rahatlamıştı, atlatacaktı elbet...

Bu anneler gününde, bu anneler gününden sonra her günde dualarım, bütün pozitif düşüncelerim, iyi dileklerim Nehir'e, sabırlı ve güçlü olmaları için ailesine...

Bu kadar iyi yüreğin sevgisinin O'na ulaşacağına ve Nehir kızın iyi olacağına inanıyorum...

Bir de burdan ulaşsak bu anneler gününde anneciğine hediye olsa... Olmaz mı?

30 Nisan 2010 Cuma

Ateşli minik:(

Ne kadar sakınsam da olmadı işte, yavrukuşa da geçti pis mikroplar:((
Teyzesi uyutacaktı, üstünü giydirirken baktım ateşliydi, calpolu yanıma almamışım, aslan babamız eve gidip getirdi, o gelene kadar uyutmamaya çalıştık ama kafasını tutamıyordu bıdık hem halsizlik vardı demekki hem de uykusu, neyseki sorunsuzca içti...oysa tüm gece gayet neşeliydi, ne ara fırlamıştı bu ateş? sonra uyudu, uyandı gece, klasik ağlama krizinde aslında, uyumak istiyor uyuyamıyor bir yandan da ateş, kim bilir neresi acıyor/ağrıyor kuzunun...ilacı unutsam da ateşölçeri unutmamışım neyseki, ateşini ölçtüm, 39.4'ü görünce ben panik tabii! hemen babacık arandı, acile mi gitsek ne yapsak paniklemeleri... aslan baba yine koştu geldi. o arada yavruşa ıslak bezler koymaya çalışıyoruz, daha da sinirleniyor ağlıyor, ama bir şekilde düşürmek lazım ateşi...tekrar ölçüyorum, düşmüş biraz, 38 lerde. yavru sakinleşiyor sonra, ağlamıyor, bakıyor bizlere, mahsunlaşıyor...bir ölçek calpol daha. anne suçlu, yaklaşmıyor...leğene su doldurup miniği içine oturtuyoruz..ve bizim minik gecenin 3ünde şap şap suyla oynuyor, damlaları, musluktan akan suyu yakalamaya çalışıyor, gülücükleri geri geliyor neyseki, her yer ıslanıyor, baba da dahil, anne uzaktan izliyor, arada kontrol aman su çok da soğuk olmasın...
O anda içimden geceleri istediği kadar uyansın yeter ki sağlıklı olsun diye geçiriyorum...
Düşüyor ateşi, biraz oyun, kalemliğe kalemleri yerleştiriyor, döküyor, tekrar içine koyuyor, tekrar döküyor... sonra sütünü içip uykuya...
Sabah anneanne panik, ateş yine 39. acile gittik, doktor (sonradan odaya giren sevgili eşim doktor nerde, geliyomu diye pek ciddiye almasa da kızcağız doktor işte, allahtan çemkirmedi kocişe) baktı, boğaz enfeksiyonu...72 saat daha ateşi olur, 4 saatte bir calpol-dolven dönüşümlü kullanarak ateşi düşürcez dedi. antibiyotik viral enfeksiyonlarda verilmez ama ben yine de yazayım, orta kulak iltihabı vs. olmasın diye kullanalım dediii. içime sinmedi, bizim doktoru aradım antibiyotik falan vermeyin dedi. iyi oldu, sevmiyorum antibiyotikleri...
bıdık giderken de gelirken de koltuğunda kestirdi, halsizdi belliydi, ama o halde bile tebessüm etti, kaç tane Kaan var dediğimizde eliyle 1 bile yaptı:) bugünlerde favorim bir bu, bir de sürekli stilini geliştirdiği dansı:)
Eve geldik, bir de boğulma tehlikesi yaşadı kuzucuk, kıyamam ona...kahvaltı yaparken babasının uzattığı, aslında sevmediği ama heralde babasını kırmamak için aldığı ekmek+peynir lokmasını yiyemedi, öğürdü, azcık kustu.. tabi bu arada panik anne işbaşında yine, nefes alamıyo, boğulacak diye...hay allah...nasıl soğukkanlı olunur öğrenmem lazım! hem ağladı hem babasına söylendi sonra. hiç kimseden lafını esirgemiyor benim oğluş:)
Sonra keyifliydi, ilacını içti, pek bişey yemedi, süt içti, uyudu, uyandı, oynadı yine, tavuksuyuna şehriye çorbasını götürdü (Allahtan sevdiği şeyler de var), yine oynadı, uyudu, ayağımda salladım, bırakmadım, O'nu izledim öylece, dualar ettim...
Uyanınca biraz huysuzluk yaptı, belki boğazı acıyordu, nerden bilelim ki derdini anlatamıyor ki minicik şey...bizim bile boğazımız şişince nasıl ağrıyor, daha bir gün önce neler çekmiştim ben, minik şey naapsın...babası geldi akşam, yine neşelendi sonra, saklambaç, ce-ee, kovalamaca, yakalamaca bile oynadı, çok eğlendi...Allah neşesini hiç bozmasın, yüzünden gülücükler eksik olmasın bebeğimin...
Saat gelmiş, kuzunun ilacını vereyim, inşallah gece yine yükselmez ateşi, dertler niye hep geceleri çoğalır, bu gece iyi geçsin Allahım nolur!!
-Anneannenin evini istila eden panik anne ve ekibiyiz biz...ihihhii... yarın evimize geçmeyi düşünmekteyiz ama;)
-Nisan da bitti, geldi mayıs, hala iki adım ötedeki eve taşınamayarak zoru başaran da bir aileyiz ayrıca:)
-Bugün daha iyiyim, yatak+battaniye yığınının altında ter atma tedavisi sağolsun, antibiyotik bi işe yaramadı işte...

gribal durumlar

Neler oluyor bana?
1. ben sık sık hasta olan bi tip değildim, yazdan bu yana bu 3. oldu. Hasta annecik!!
2. çok etkili nezle, grip bilmem. hafif bir boğaz ağrısıyla başlar, biraz burun akıntısı, boğaz geçer, burun akmaz ve biterdi...yatak döşek yatarak değil ayakta hem de..bitmedi gitti ve işin kötüsü beter oluyorum düzeleceğim yerde...
en kısa zamanda başımı taşıyabilmeyi, asli görevlerini unutan burnumun akmamasını, kendisini silmekten oluşan yaraların geçmesini, nefes alabilmeyi ve en çok da çocuğumu öpebilmeyi istiyorum!!!

20 Nisan 2010 Salı

16 ay+2 gün

16 ayını doldurdun miniğim, 2 gün geçti, yazamadım bile...
farkettim ki uzun zamandır foto da çekmiyorum...niye böyle oldu bu annecik:(
uykusuzluk mu, yorgunluk mu, telaş mı, iç sıkan hava mı??
bi silkelenip kendime gelmem lazım ama ne zaman?..
oysa neler neler var unutmamak için yazılması, videoya çekilmesi gereken...



sen tekrar içime sokmak istediğim taptatlı bir afacan,

ben o afacana hayran, uykuya hasret annecik ;)

15 Nisan 2010 Perşembe

Sakin günlerim olsun...

Geçsin, bitsin şu telaş..hamişliğimin son 1.5 ayında da ne sıkılmıştım hiç bişey yapamamaktan, sakinlikten, boşluktan. şimdi onun acısı çıkıyor bol bol-sanki daha önce çıkmamışmıydı...
zor şey ev kurmak... hayır zaten bi kere kurmuştuk kaç yıl geçti ki yeniden başa döndük..yeni evleniyor gibiyiz...o zaman nerde şık, süslü şeyler var onlar olsundu, şimdi nerde temizliği zahmetsiz, uğraştırmayan sadeler var onlar olsun...zaman yok, uğraşmaya mecal hiç yok...
neyi anladım: esas oğlan aynı! evlilik değiştirmemiş:) arıza çıkaran esas kız oldu! hayallerinin duşakabini olmadı diye değermiydi, sonra düşündü kiii değmezdi tabi hala karısının istediklerinin olması için uğraşan, hayır diye kestirip atmayan, olmaz diye düşündüklerine tamam istersen öyle olsun diyen dünyalar iyisi kocasını üzmeye... sonra kızdı kendine, o daha çok üzüldü...
buraları da okumaz ki ne kadar şanslı olduğumun farkında olduğumu bilsin, arada bazen çatlak sesler çıksa da hep şükrettiğimi...
taşınsak, yerleşsek, bir hafta izin alsam, şöööyle bir dinlenebilsem, annem de dinlense, Kaan tam gaz devam etse ve yüzümde gülümsemeyle onu izlesem, vitamin alsam, sinirlerimi alsalar, Kaan uyusa, ben uyusam, havalar ısınsa, dışarı çıksak, çimlere yayılsak, enerjik olsam, doping mi alsam?

*söz konusu duşakabin servetmiş, hayal etmekten vazgeçildi.
*neler var neler..herşey çok pahalı...bir insan niye bir lavabo deliğine 120 lira verir ki?bu beni ne ilgilendirir, gidip uyusam ya!
*oğluşum blogunu meşgul ettim, ama iyi geldi...uyandın, biraz süt, biraz su, biraz omuzda gezdirme, biraz ayakta sallama...bu konuda hatalı ebeveynim evet, deliksiz uyku yok bana, oh olsun.

21 Mart 2010 Pazar

Oğluşumun yeni imajı:)

Bebeğimin saçları gittii... sanki başka bir çocuk oldu... daha büyük gibi, bir olgunluk mu geldi ne.
Önce anneciğin saçlar gitti, oh be iyi oldu hem de çok güzel oldu.. keşke doğumdan hemen sonra kestirseymişim dedim, ne rahat ederdim..Biraz da renkte oynamalar yapmak gerek...
Cuma günü doktor kontrolüne gittik Kaancığın, 15. ay, suçiçeği aşısı, ağladı tabi, peşinden bolca söylendi doktor amcaya kendince ne dediyse artık (hala şifresi çözülemedi), doktor da anladı tabi pek iyi bişeyler demediğini, saydırdı işte bişeyler:)kibarca o kadar güvendim, geldim ben sana, sen benim canımı yaktın...:)
Dün fotoğraf çekimi vardı bıdığın:) uzun kıvır kıvır saçlarıyla...pek bi tatlıydı, yememek için zor tuttum kendimi... açıkhavada, evde bi sürü resim çekildi, henüz göremedik merakla bekliyoruz fotoları...
Ve akşam dedecik makinasını kapıp geldi, itiraf ediyorum istemiyordum kestirmeyi ama yaz geliyor zaten çok terliyor minik bunalacaktı, biraz ne güzel kız mı diyenlerin etkisi:D, biraz da klasik güçlensin muhabbeti, benim değişiklik iyidir hallerim, babacık faktörü (kulaklarına falan geliyo rahatsız oluyordur bence, kaşındırıyordur belki tezi) vs. derken dedecik işe giriştiii... 3 numara, asker traşı:D Öncesinde biraz makineyle oynattık korkmasın diye, ufak sızlanmalar oldu tabi, bir ara baya bi ağladı mola verdik ama o kadar çok da sorunlu bir saç kesme operasyonu olmadı aslında. maşallah erkekime çok iyi durdu yani;) sonra doğru bıcı bıcıyaa... şampuanlarken bile bir garip hissettim ama alışırım herhalde, başka bir seçenek de yok zaten:) benim daha önce kestiğim saçlarının yanına bu saçlarını da ekledimm, saklanmak üzere...

Kısacası bayaa birşey halettik son 2 gündür...bir de sünnet meselesi var aklımda... haftaya da bir göreve gidiş, Kaan'dan mecburen ayrılış:( ve kısmetse çok yakında taşınma telaşı var...bugün de ufaktan bişeyler bakmaya çıkmalıyız. en çok kafamı karıştıran Kaancığın odası. şu minicik kutu gibi evimizde aslında iyi bir düzen kurmuştuk. daha geniş bir ev olacak olmasına rağmen aynı düzeni nasıl sürdürebileceğimizi düşünüyorum sürekli, kafamda eşyalar seçip yerleştiriyorum... hayırlısı artık
Minik bıcırık uyuyor şimdi, hafif bir burun akıntısı vardı inşallah foto çekimi uğruna hasta etmemişsizdir yavruşu...Allah korusun miniğimi, tüm minikleri...

18 Mart 2010 Perşembe

15 ay

Minik sevgilim, küçük adamım,
Tam 15 tane ayı geride bıraktın.
Allah uzun ömür versin...
Evet klasik olacak ama hızlı geçiyor zaman, hem de çok, o kadar koşuşturmacalı yaşıyoruz ki, haftasonları bile bir telaş bir acele...
Olsun.
Herşey çok güzel.
İyi ki geldin hayatımıza canım oğlum, bana tüm olumsuzlukları unutturan ayparçam...
Ben de 15. ayını doldurduğun bu günden itibaren (evet bu gece neden olmasın) belki deliksiz uykulara geçiş yaparız diye hala ve hala umutla bekleyen anneciğin:)

18 Şubat 2010 Perşembe

14. ay da bitti...
bazen bakıyorum da sanki "çocuk" kıvamına geldi gibi... sonra yok diyorum daha çok erken en az 2 yaşa kadar "bebek" o...
benim bebeğim:)
yürümüyor koşuyor çok telaşlı çok heyecanlı:)
"babba" diyor bol bol da nedense "anne"yi unuttu:( (kıskanç annemiyim neyim)
annaneciğin dediğine göre "deda" diyormuş bana da ama henüz tam olarak duyamadım:)
"tyyp attan düştü" adlı oyunumuzu pek bir sevdi:) (oyun ismi babanneden;)
gözler kapanıyo sanki
çok şey var yaptığın bizi güldürdüğün, eğlendirdiğin, hayretler içinde bıraktığın...
ama anneciğin göz kapakları dayanmıyor
nice nice aylara yıllara bitaneciğim...

6 Şubat 2010 Cumartesi

Tulumlu minik

yazı yazmaya vakit olmuyor hiç olmazsa görsel güzellik olsun;)
gerçi görseller de geçmiş zaman ama çok yakın geçmiş...
evin içinde mini mini yürüyen bi minyatür adam!
her yerde rastlanabilir kendisine, kendisi yetmezmiş gibi elinde de bi oyuncağı -ki bu genellikle en ağırı olsa da tavşanı oluyo-, alkış yapa yapa yürüyo, bıdı bıdı sürekli konuşarak yürüyo -şifresi çözülemedi henüz tabi-, acele acele koşar adımlarla -her işte olduğu gibi çok telaşlı çook-
yok ya daha zor değil bence... gittikçe çok daha güzelleşiyor herşey bebişler büyüdükçe... kimi zorluklar yerini kolaylıklara bırakıyo, kimileri aynen kalıyo, yeni yeni zorluklar da çıkıyo ama paylaşım arttıkça da o zorluklar eskisine göre daha bir üstesinden gelinebilir oluyo...
(13 ayı geçmiş annelik tecrübelerimden edindiğim en ana fikir;)
hele bi de konuşsa -ya da biz anlasak- daha bi şahane olacak evimiz:)
maşaallah!!!!
şaka maka kaptırıp yazdım:) aslında daha çoook maceraların var ama hangi birini buraya nasıl ne zaman yazabileyim, işyerinde herşey websense takılsa da bi word dosyası oluşturdum, aklıma geldikçe yazıyorum maddeler halinde Kaan afacanın unutulmazlarını... anneciğe bi aferin;)

3 Şubat 2010 Çarşamba

İyi ki doğdun annanecik ve iyi ki doğdun teyzecik :))))
Bol yağmurlu, fırtınalı bir Ankara gecesi -sabaha karı da görebiliriz yine- evimiz civarında pek bişey yok ama merkez oldukça ıslak ıslak oldu bile...
Teyzoşunun doğumgünüsünden döndük, güzeldi, değişiklik oldu bize de ama özlemişim kuzumu... Uyuyorsun şimdi meleğim, ilerleyen saatlerde görüşürüz nasılsa:)
Arabada gelirken bir de direk devrilmiş kılpayı kurtarmışız, babacık söyledi yoksa biz farkında bile değildik...Neymiş -zaten bildiğimiz üzere- tesadüfen yaşıyoruz hepimiz...
Annanemiz bizimle yine, ne gerek var eve gitmeye bu saatte:)
İkisine de mutlu yıllar diyerek ben de kaçayım;)

[Bir önceki yazıyı yazmışım bi ara, öyle kalmış, düzeltmedim ben de, o zaman öyle hissetmişim şimdi daha iyiyim:)]

26 Ocak 2010 Salı

Çooook uzun zaman olmuş yazmayalı...2010'un ilk ayı yendi bitti bile nerdeyse...

Hiç halim yok yorgun süzgün uykusuzum:(((

13 ayda uyku konusunda bir arpa boyu yol alamadık hatta gerilemekteyiz sürekli... ses şiddeti artıyo ama her geçen gece, dahaa bi bağırarak ağlıyo kendi küçük sesi büyük adam... ben de eşlik ediyorum sessiz sessiz... Valla, iyi değilim sanki...

Geçelim bu konuyu

Yavrukuş halaa yemiyor seçiyor yani... hem uyumayan hem yemeyen benim afacan oğluşum kardeşinin kaderiyle oynuyorsun farkında diilsin!...

Bunu da geçelim

Kötü bir giriş oldu evet ama ruh halim böyle sanırım...

İyi şeyler de var...

Maşşalllah sağlıkla ilgili bi derdimiz yok, çok şükür

Yürüyo sanki minik minik, hala denge kayıpları oluyor, olsun varsın, takmıyorum, 1o güne geçer o da sanki... yürürken yüzündeki o ifade unutulmaması gerekenlerden, kameraya çekmek gerek ama annecik eskisi gibi şipşak değil bu aralar, nedense...

Tam bir oyun canavarı... Bi saniye boş bırakmıyo, sürekli bi aktivite, oyalamaca hali. Ama kendi kendine de oynuyo benim kuzum vee işte ağlıyo