Kaan&Zeynep

annecikten küçük bir hatıra olsun...

18 Aralık 2011 Pazar

Kaan 3 yaşında!!!


O güzel yüzün hep gülsün oğlummm...
neredeyse 1 haftadır hasta oğluşum...keyifsiz...Kaan gibi değil...doğumgünü de keyifsizdi tabii...Allah beterinden saklasın, buna da şükür diyorum...inşallah birkaç güne neşeli oğluşuma kavuşacağım...yeni yaş dönemimizde...3-6 yaş:)))
Doğum günün kutlu olsun bebeğim...nice sağlıklı, mutlu yıllara...SENİ ÇOOOOKKK SEVİYORUZ!!!!

1 Aralık 2011 Perşembe

tiyatroya gidiyoruuzzz

Aylar sonra hatta yıl mı olmuştur, belki de... en son ne zamandı hatırlayamadım... ama sanki Kaan varken gitmiştik, gitmişizdir heralde, ama gitsek neden bu kadar olay haline getiriyimki şimdi... neyse, bu akşam tiyatroya gidiyoruz :))) uzun bir aradan sonra ilk sinemaya gittiğimizde de çok heyecanlanmıştım, şimdi de öyle... çok komik ama heyecanlıyım resmen :) (yok yok kesin gitmemişiz:(( )
Kaan bugün "mamanni"lerle değil bu yüzden, annanne devraldı yine bugünlüğüne...
öğlen de gezmelerde görülmüş küçük bey, gözleme yerken, patateslisinden ;)
Kısaca Kaan iyi, eğleniyor, kalabalığı seviyor, biraz şımarıyor hatta, bir yandan babanneler halalar, bir yandan bizimkiler... ee etrafta afacanı bırakacak bu kadar insan varken, anne-baba da arada sanatsal-kültürel aktivitelerde bulunmalı ki onlar da iyi olsun ;)

18 Kasım 2011 Cuma

hiç olmazsa bugün bir şeyler karala

dedi içimden bir ses... aylar geçti, yaz geçti, bayramlar geçti, doğumgünüm de geçti... hiç birini anlatamadım. bugün ise Kaan 35 aylık oldu:) 3 yaşın bitmesine, bir dönemin bitmesine 1 ay var... 3-6 yaş dönemi başlıcak artık, bakalım neler olacak:) mesela bu dönemde çoktaaan halletmiş olmamız gereken şeyleri (!) eh artık önümüzdeki dönemde beceririz heralde... inşallah.

Neler yaptık, neler oldu şöyle bir düşüneyimm. 3 hafta izin, anneannelerle yazlık günleri...


Ordu'da bayram...




Çok acı ve çok ani bir kayıp... insan hiç tanımadığı birinin ölümünden bile etkilenir ya. bir de uzun bir zaman olmasa bile tanıdığı, hatta iyi kalpliliğini hemen gösterdiği için sevdiği, hem çok gençken, hem beklenmedik bir anda, hem de daha küçücük çocuğuna doyamadığını düşündüğü, üstelik o çocuğa ne zorluklarla kavuştuğunu bizzat bildiği birini kaybettiğinde... insanın içi acımaz mı? ben çok etkilendim... Allah eşine, annesine, babasına sabırlar versin, oğluşuna sağlıklı ve uzun ömür... Erhan nur içinde yatsın...

Ve artık Ordu'da bayramlar hiç eskisi gibi olmayacağı için belki de, Ankara'da sözde bayram...

Bu aralar günler yine oldukça hareketli geçiyor. öyle ki çok yoruluyorum bu aktivite hallerimizden. en yakınlar (Kaan'ın anneannesi başta olmak üzere, babannesi, halası, halanın kayınvalidesigil ve bir de benim teyzem ve anneannem :)) ayrı ayrı bir ev edinerek, bir semtte toplanmayı başarınca durum böyle oluyor:) işten direk kendi evime gidip, yalnızca bir çeşit yemek yiyip, kendi evimde ne biliyim ayaklarımı uzatıp tv falan izlemeyi istiyorum sadece. Kaan da koştursun dursun ortalıkta, arada elimden tutup oyuncaklarına götürsün, ya da resim-boyama falan yapalım. ya da babasıyla otoparkıyla oynasın, vıııjjj diye kapısını açsınlar otoparkın... hatta tez yazabilsem ne şahane olurdu sakin sakin... bir de kış geldi, evler arasında gidip gelirken soğuktan helak olcaz yoksa!! ruh haliyetim tamamen bu konuyla alakalı fena halde bozulmuş durumda da acil bir tavır koymak düşüncesindeyim hehe:D

bu blogcum oğluşum içindi aslında di mi, ama son vaziyetleri bildiriyorum işte bebeğim, ilerde okursun sıkılmazsan;) yoksa sen her zamanki gibi çok şekersin, çok şükür.
seni çok fazla foto çekemesemde artık onlar anlatsın;)

*işyerindeki bilg. da foto yokmuş, bulduklarım bunlar, eve gidip foto ekleyeyim desem bu yazı bölee kalır en iyisi yayınlamak ;)

28 Haziran 2011 Salı

"çünkü sana değdiğinden beri ellerim bütün kış dallarında tomurcuklar var"

sevgilim oğlum
ve sevgili blog
yine yazamadım da aman da aman kısımlarını geçip ruh halimi özetleyeyim... bunu çok söylemek-yazmak istiyorum... bu arada farkettim ki kalem-kağıt daha bir hisli yazdırıp ruh katarmış bana, eskiden küçükken, genç kızken bol bol "günlük" tutardım, tabiki günü gününe yazamazdım yine:) ama şimdi öyle yazmak elimi-bileğimi yorar, böyle de takır takır klavye sesinden ne bileyim işte hissiyatımı kaybedip geyiklere sarıyorum... bir de şu izlenme-okunma durumu yok mu, aklıma gelince geriliyorum ne yalan söyleyeyim, o zaman da hemencecik farzediyorum ki kimsecikler okumuyor :P
bu aralar çok çok yazılı olarak kalmasını istediğim şey mutluyum, hatta çok, huzurluyum hem de, dingin böylee... ohh ne güzel... herhangi bir sebebi yok ya da pek çok sebebi var;) işi de takmıyorum, hoşuma gitmeyen şeyler çok ama kendi halimdeyim, iyiyim kısaca...oğluşuma ba-yı-lı-yo-rum, bunu anlatamam zaten geçeyim, kocamı çok seviyorum, ailemi, annemm ne fedakardır o, söylenmelerini bile seviyorum, tatilim geldi fena halde, ama gidicem ya nasip olursa, uçuyorum resmen...Ç. anneler de burada, Allah onlardan da razı olsun vallahi ne diyeyim...şükür etmekten başka...
kendime döndüm fazlasıyla, nedense...bir bakım bir çaba bir uğraş halindeyim kendimle...genelde depresif olunca böyle şeyler yapardım ama yok bu sefer tam tersi;)
vicdan azaplarım da var maalesef, oğlumla ilgili...hiç geçmediler zaten, onlara da mı alıştım yoksa? sevdim mi hatta onları da?.. endişelerim, kaygılarım varsa, bitmiyorsa doğru yoldayım aslında biliyorum, anneliğin olmazsa olmazlarıymış bunlar...
içime kelebekler kaçtı sanırım:) yaz geldi diye mi böyleyim acaba? hoş hava yine soğuk ama içim sıcak:)
ne pisipisikosayko bir yazı oldu bu! ne demekse ;D olsun yazdım gittii...

seni de anlatıcam yakışıklım, annesinin balı, birtanesi... eve gitsem de öpsem öpsem, sen de ıı--ııhhh demesen keşke:)

29 Mayıs 2011 Pazar

hayırdır inşallah

Babacık maçta, Ordusporu desteklicek , inşallah lige çıkar tabi ama bu yandık demektir seneye sezonda, tüm maçlar izlenir artık:))
Kaancık da maşallah bir uyudu, deliksiz 2.5 saat oldu ondan dedim hayırdır diye... Gece de o bana der artık; hayırdır ne uykusu dedaa hadi oynayalım diye:))
remen sıkıldım ama yahuu uyansa da oynasak, gidip bir bakayım bakalım, uyandırayım hatta kıyamayıp yoksa gece zor...

14 Mayıs 2011 Cumartesi

yazlık ciciler

dün işten sonra felekten bir alışveriş akşamı çaldık :) ama herşey oğluşum için, hep ona ciciler aldım. inşallah, olur da yaz gelirse giyer diye düşünmekteyim...ayakkabı alabilmemiz için kendisinin de olması lazım küçükbeyin, tabi asansörlerin, yürüyen merdivenlerin başından alabilirsek...
sandaletlere çok özeniyorum ama yine elimde patlayabilir, spor ayakkabı mı giycek yani sıcaklarda bilemiyorum...
çok sevindi minik kendisine alınanları görünce...az önce hepsinin tek tek etiket zımbırtılarını kestim, niye koyarlarki o şeyleri, hiç olmazsa enseye değen kısma koyma dimi...bir de yan taraftakiler neredeyse çarşaf gibi...zaten huylu bizimki çekiştire çekiştire bir hal oluyor, gömlek bile giydiremiyorum yada zar zor, yakası var ya sıkıntı basıyor afacana...
pazar günü tekrar cimnastiğe başlayacak minik, annesi akıllı bir hareketle kupon kapmıştı zamanında;)
bu arada Kaancığın artık bir "tuvalet koltuğu" oldu, henüz resmi olarak başlamadık tuvalete alıştırmaya ama fikre alıştırma aşamasındayız yavaştan...inşallah yazlıkta halletmeyi umuyorum, anneannesiyle... o benden ben ondan mı bekliyoruz acaba?:))
yaz, yazlık diyince de hep izin sıkıntısı geliyor aklıma...nolur sanki annelere yazın 1-2 ay ücretsiz izin kullanma hakkı verseler...2 ay izin alıyım, tamam kabul maaş vermeyin tabiki;) nolcak şimdi... anneannenin dinlenmesine fırsat olmuyor, babaanneler 1 ay gelebiliyor o da haziran olcak yine, sonra hem ramazan hem ağustos ayı...pöfff
Mehmet'ten sonra Leman'ı da söylüyor bizim dededede :) bakalım bir sonraki aşamada hangi ismi söyleyecek:) geçenlerde Leman teyzelere gitmiştik, İremcik gelmiş, onunla görüşmüşlerdi, pek oynayamamışlardı..."neman" da ordan kaldı... parkta da başka çocuklarla oynamaya başladı artık zaman zaman...bazen de yine içindeki keşfetme isteğiyle kimseyi takmadan kendi kendine takılmaya devam...
Kaancık yanımda uyuyor, uyansa da dışarı çıksak diye düşündüm, havaya baktım içim sıkıldı...güneş çıksın artık ortaya...

8 Mayıs 2011 Pazar

son günler, dün ve anneler günü...

2.5 yaşına az bir zaman kala anne-baba yatağına geçirdik oğluşu:) olsun varsın vallahi hiç sorun etmiyorum... yeter ki o uyusun, yeter ki biz de artık uyuyalım ya da hala deliksiz uyuyamadığımız göz önüne alınırsa şöyle demeliyim; yeter ki gece uyanmaları azalsın ve bu uyanmalarda az kriz çıksın, hatta hatta bazı süper gecelerde hiç kriz çıkmasın...gecenin bir körü uyanıp, gözler kapalı sütünü içip, kendi kendine yatıp uyuduğu bile olmuyor değil (böyle dedim ya bu gece çektirecek bize yine afacan:)) ancaaak şu süt meselesini ne yapacağız bilemiyorum...iyi birşey evet, sütü çok seviyor ama aşırı bir sevgi ve bağlılık bu:) en azından gece sütünü kesmek istiyorum ama gece o sütü içmezse yıkar ortalığı, biliyorum...cesaret edemiyorum... hiç olmazsa yanımıza almışken de bir hamle daha mı yapsam diorum, gerilemenin yanında bir ilerleme kaydetmiş oluruz belki... yanımızda yatması kötü değil aslında, sadece bu saatten sonra olması tutarsızlık gibi, hoş daha önce denediğimde kendi yatağında yatmasıyla arada hiçbir fark olmadığından almamıştım yanımıza, şimdi şimdi anlıyor bence 'annemle babamın arasında yatıyorum, güvendeyim' diye...kimbilir...gerçi dediğim gibi halaa uyanıp, ağladığı, babasının omzunu istediği, susmadığı zamanlar da oluyor ama sayısı az hiç olmazsa...bir de bu durumda babanın kaçacak, saklanacak yeri kalmıyor, uyanınca hemen onu gözüne kestiriyor:D


geçen haftasonu traş oldu minik:) bu sefer babasıyla gitti, ben yoktum ama içimden hep pozitif düşündüm :P benim müdahalelerimi saymazsak, 1 kere dedesinin makinesiyle, 1 kere de "gerçek" berberde traş oldu, ağlaya ağlaya tabi...bir kaç ay önce götürdüğümüzde de daha kapıdan girmeden durumu anlamış ve yaygarayı koparmıştı...başarısızlıkla sonuçlandı yani, yine ben müdahale etmiştim...bu sefer uslu uslu oturmuş, saçlarını kestirmiş. 1-2 ay bile farkediyor gerçekten çocukların gelişiminde...bunda "mehmet" in de etkisi var tabi:D yaklaşık 1 haftadır bir "mehmet" dir gidiyo...öyle bir kahramanımız oldu işte... daha doğrusu bir çocuk varmış parkta, Kaan'dan büyük, biraz oynamış Kaan'la, adını falan bilmiyoruz ama biz onu "mehmet" olarak benimsedik:) aa bak mehmet yemeğini yemiş, yemiş büyümüş, sen de ye...mehmet de berber de saçlarını kestiriyormuş, çok güzel olmuş... parktaki arkadaşının adı neydi diye sorunca: mie(h)mie gibi birşey söylüyor... buraya kadar taslakta kalmış...bugün anneler günüydü, tüm annelerin, anne adaylarının kutlu olsun, nicelerini görebilmek nasip olsun...günün anlam ve önemini ne kadar anladı bilmem ama sarıldı boynuna ve öptü 'deda'sını kendince minik kuşum...anneannelere gittik tabiki, dedeciği gelmişti, sürpriz yapmış...nasıl mutluydu, nasıl özlemiş dedesini, bırakmadı hiç...



bu arada bu taslağı yazalı 2 gün mü olmuş ne?...uyku konusunda iyi-miyi demişim :)) o dediğim günden beri pek de iyi değil çünkü:D hakkımızda hayırlısı valla ne diyeyim...Allah sağlık sıhhat versin...bir de dayanma gücü ve sağlam bir sinir sistemi:D



ve dün gidilen akvaryumdan...artık gezmeler daha mı güzel, keyifli, rahat sankiii;)





23 Nisan 2011 Cumartesi

rahat bir akşam

geçen hafta ve bu hafta göreve gittim...herkes sen gidince Kaan rahat duruyor mu derdi, ben de evet evet gayet iyi, hatta anneannesinde daha iyi uyuyor derdim...2. gidişimde ilk gece arıza çıkarmış bizimki... eminim babba babba diye tutturmuştur...baktı olmuyor bari nenne olsun demiştir:) napalım yabancı değil hiç olmazsa babası diye avutuyorum kendimi ama bu düşkünlüğe içten içe kafamı takıyorum aslında...
görevlere biraz ara vermeli zaten az kalsın şifayı kapıyordum...anında müdahaleyle şimdilik durumu kurtardım gibi görünüyor...
döndüğümde çok özlemişti afacan, bırakmadı hiç, bir ara uzanıp, sarılıp yanak-yanak bile yaptık bir süre:) ki bizim küçük adam sıkıntıya gelemez, öyle sarılarak yatmak falan ne demek:)
işten gelince de pek bir keyifli oluyor bizim minik...bugün anahtar sesini duyunca şu sıkınca cik-cik ses çıkaran oyuncaklardan aramış (yine ne hoş anlattım) anneannesiyle yaptığı plana göre hemen kapının arkasına saklanıp beni onunla korkutacakmış:) planı suya düşünce bozmadık artık, eve girme kısmını başa sardık, bir heves saklandı falan...
akşam babacık gezmelerde olunca başbaşa takıldık...yok yok bu çocuk babaya çok fena naz yapıyor napcaz bilmem...yoksa biz bir kriz dışında iyiydik...makarna istedi, yiyecek sandım ama bizimki elleriyle girişti bir anda, dağıttı, her yer makarna oldu...ilk değil tabi bu yaptığı, en sevdiği şey hatta maalasef bu aralar, biliyorum son da olmayacak...kızdığımı bilse de, yanlış olduğunu anlasa da yine yapacak, yine yapacak...mantık aramak anlamsız tabiki biliyorum:D
bir de baba diye ağladı 2 kere (gerçekten ağlamıyor tabi, suratına ağlama görüntüsü verip babba diye bağırıyor numaracı böcük) anlattım durumu, gelecek dedim, seni çok seviyor dedim...içimden uleeen tosbaa ben olmasam babayla oyuna dalar aklına gelmem ama diye geçirdimm:(((
sonra da oynadık, matkap sesinden korkup sokuldu bana, ayrılamadı bir süre -gece bile var artık, matkap sessiz bir günü olmuyor çocukceyizimin:( ne olduğunu da biliyor oysaki, hala korkması normal mi acaba? yine oynadık, bezini de rahat aldım, sütünü içti, sadece birazcık diretmeden sonra da uyudu melek gibi...
sonra evi toparladım, şimdi internete takılmaktayım, az sonra -bir afacan uyanmazsa- kitap okuyacağım...yani böyle bir gece her gece olsa daha ne isterim ki!

*dün "nane" li çorba içmiş minik... bir de to.yo.ta reklamı çıkınca to-yoo-to-yoo-taa diyen çocuktan sonra 'tooo' yu çıkaracak gibi dudaklarını iyice büzüp öne doğru uzattı, ben bekliyorum diyecek mi acaba diye... veeee o şekilde döö-döö-dööö dedi bizimki:DD canım oğlum elbet olacak bir gün;)

*oğluşumun 3. 23Nisan'ı :) tüm meleklerin bayramı kutlu olsun!!!

15 Nisan 2011 Cuma

18 nisan pazartesi 28. ayını dolduracak Kaan beyefendi dedededede ile her derdini anlatmayı başarmakta hala...ilginç olan "dikkat dikkat" diyor bizim afacan:) kıpır kıpır olduğundan çocuğu sürekli dikkat et diye uyarıyoruz demekki ordan kaptı:) aa bi de ben çok mu off-luyorum ne Kaancık afacanlık yapınca...yanlış birşey yapınca offf diyo hemen bal dudaklarını uzatarak:) çok sevimli oluyor ama off-lamayı azaltmalıyım biliyorum:D istemediği birşey olduğunda, yapmak istemediği birşeyi yap dediğimizde bi karşı çıkma hareketi var...ıııhhhh diye sinirle çığırırken işaret parmağını da olmaz anlamında hırsla sallıyor... geçen gün "kardeşin olsun ister misin oğlum?" dedim 2. kez hem de (neden bilmiyorum:) 1. de kesinlikle istemediğini belirtmişti o hareketiyle... 2. de böyle bir mahçup mahçup gülümsedii gözlerini kaçırarak:) ne demek istedi acaba!? bir banyo sorunsalımız vardı...doğduğundan beri banyoyu, suyu seven hatta bayılan bir çocuk 27. ayda birdenbire neden banyo yapmak istemez? acaba bugün banyo yaptırsakmı diye aramızda konuşurken bile banyonun önünde biten çocuk neden bir anda aynı koşulda kaçmaya çalışır, banyoda çığlıklar atarak ağlar? vs. vs...böyle günlerimiz oldu bu ay...düşündüm düşündüm somut bir neden bulamadım...bir anda banyodan nefret eden çocuk heralde bir anda yeniden sevecektir dedim en sonunda...çok şükür ki öyle de oldu:) buna ek olarak dışarı çıkma sorunsalımız da mevcuttu...gezmeyi sevdiği, dışarıya çıkmaya bayıldığı halde bir anda ev kuşu olması gibi bir durumumuz da vardı aynı banyo olayı gibi:D (çok ilginç bir çocuğum olsa gerek:) buna da bir anlam veremedik...en son dışarı çıktığında kötü, talihsiz bir olay mı yaşandı acaba diye çok kafa yorduk ama yok işte...hiçbir ipucu yok...tamamen kendi mini mini beyninde neler biriktirdiğiyle alakalı bir durum olsa gerek...nitekim bu problemi de bir şekilde çözdük...eski günlerdeki gibi parka gitmeyi seven, bisikletiyle turlar atan (kendi çapında tabi), hadi gezmeye diyince kapının önünden alamadığımız sorunsuzca ayakkabılarını-montunu giyen çocuğum geri döndü:)

14 Mart 2011 Pazartesi

haftasonundan

çok canım sıkıldı blogların başına gelenlere...oğluşumun hatıra defterini rahat bıraksalar da esas uğraşılması gerekenlerle uğraşsalar ya...
cumartesi sabah babacık Ordu'ya babanneleri bırakmaya gitti, sabah bi rahat kahvaltı yapamadı, Kaancık sürekli onunla olmak istedi, gideceğini bildiğinden...anneannelere gittik biz de dikkati dağıldı en azından babası giderken...sonra evimize geçtik, gayet uyumluydu, huysuzluk yapmadı, babasını aramadı, oynadık, kendi kendine de oyalanabildi, benimle beraber iş de yaptı kendi çapında...akşam yemeği için dedenin davetiyle tekrar anneannelere geçtik ve son kez teyzoşla beraber evimize...İyi ki evler karşılıklı binalarda ama cidden abartmışız geçişleri:) sonra bıdığı uyuttum, bizim yatakta, 1 saat sürse de ondan sonrası iyiydi...Kaanımın teyzoşuyla bira+cips+film üçlüsü yaptık...biz yatarken uyandı, sütünü içti, tekrar uyudu...ancaak 5.30da dikildi gayet cin bir şekilde:) sabah olmuştu artık onun için, oyun oynamalıydı hemen...beni pek serbest bırakmasa da aralarda kestirmişim:) 8 gibi tekrar uyumak istedi, o uyudu ama kıpır kıpır olduğundan ben pek dalamadım, kitabımı okudum bu vesileyle...teyzoş da uyuyabilmiş böylelikle...kahvaltı faslından sonra teyzecik gitti, kaldık yine oğluşla başbaşa...ancaak o kadar özenle hazırladığım vitamin deposu çorbayı içmeyince bende film koptu...kahvaltı falan da yapmamıştı zaten, öğlene kadar aç durdu yani, kesin bunu yer diye düşünmüştüm...sonrasında ya o huysuz geldi bana, hiç bir istediğimi yapmıyormuş gibi ya bende çocuk aç aç nasıl duruyor gerginliğiyle acayip bir sinir birikmesi... biraz gergindik kısaca ana-oğul...zaten malum sendrom bir de üstüne diş çıkardığı, iştahsızlığının tavan yaptığı zamanlarda böyle işte... aralarda ona sarılıp, öpüp koklayınca rahatlıyordum ama ardından mesela bezini alıyım hadi yat diyip de o da her zamanki gibi karşı çıkınca tekrar asabi anne moduma geçiyordum...hava güzel, hadi çıkıp gezelim dedim ona bile itiraz etti afacan...neyse gece erken uyudu tabi...ben de hazır o uyurken hemen yanına kıvrıldım...saat 2de yine dikildi bizimki 'ohoo ne uyuyoruz böyle haydi oyuna' modunda...hiç yüz vermedim, nazlandım, uykum var, gece daha, oynamak istemiyorum uyumak istiyorum ben dedim, mızıkladı tabi biraz, sonra kucağıma gelmek istedi, anladım mesajını, omuzumda gezdirdim, ayağımda salladım, kolay olmadı ama uyudu en sonunda ve tabi ben de... iyi oluyor minik bir mis kokuluyla uyumak:) en güzeli de uyanınca ağlamamasıydı... o nasıl bir şirinlik hem de... beni görünce cilveler, oynaşmalar:) ilk kez böyle oldu ama... daha öncede uyuduk beraber, yine ağlardı o zamanlar...bir de babacık olunca da böyle olmuyor maalesef...o kadar ağlama, o kadar naz-niyaz hep babaya demekki...sabah geldi babacık, sevindi bizim minik...anneanne de geldi, ona da sevindi...ama anne baba işe gidince baba deda baba deda diye dolanmış evde bir süre, ağlamış, baya bi dil dökmüş anneanne, resmimizi vermiş, bakmış sevmiş bizi:)
bu gece babacık var, yine yanımda uyutmayı deneyeceğim ama küçük beyefendi kabul edermi, babaya sararmı, gece yine avaz avaz ağlarmııı???
bakalım neler olacak:)

11 Mart 2011 Cuma

kısa kısa havadisler

*yarın babaanne-dede Ordu'ya dönüyorlar, yine anneanneli günler başlıyor yani... Onları babacık götüreceği için haftasonu yalnızız oğluşum...
*tam da yine fena halde babaya sardığın zamana denk geldi...umarım başa çıkabilirim...hatta biraz sakinleşir ve babayı biraz unutur sadece acıktığında değil de, her zaman, bir de annen olduğunu hatırlarsın:) evet güldüm ama itiraf ediyorum fena halde bozuğum :(((
*müthiş kar yağdı Ankara'ya...ilk başta yine hoşuna gitmedi, kar taneleri yüzüne yüzene geldikçe ekşittin suratını, ama sonunda karla oynadın nihayet... ben eskiden severdim karı, şimdi o kadar değil nedense...işe gitme-eve dönme problemi, kayıp düşme korkusu, sonra erirken heryer çamur aman paçalarıma sepilmesin kaygıları...ne olduysa böyle oldum artık...küçükken sevinirdim, hele okula giderken üstüne bir de tatil olursa...şimdi okullar tatil oluyor, önceleri aklımın ucuna bile gelmezken "o okula giden çocukların anneleri çalışıyorsa ne yapacaklar bırakacakları kimseleri yoksa" diye düşünüyorum hemen...1 güncük de ben izinliydim,beraber evdeydik...
*bu arada dede küçük bir ameliyat oldu, şimdi gayet iyi...anneanne hasta, pazartesiye kadar iyileşmeyi ummakta...
*arka azılar ne alemde acaba? az kalmıştır umarım...
*yeme durumlarında biraz düzelmeler var bu aralar ama hala zayıfsın, boyun uzuyor... hala ve hala çok hareketlisin:)
*uyku yine fena... 1-2 gece iyi olsa 3. gece sürekli uyanma-ağlama krizleri...babba diye babayı istemeler, omuzda gezmeler, babanın topuklarım acıyor artık diye sızlanmaları... benim niye bana gelmiyor, bu çocuk niye hala uyumuyor ve niye bu kadar ağlıyor diye feryatlarım... sabah bir gülüşünle geceki o kabus saatlerin bir anda unutulması...o tatlılığın, o tarifsiz sevgin yok mu! başka türlü olamazdı zaten...
*bir de bu arada neden olduysa banyodan nefret ettin. herşey normaldi, her zaman hadi banyoya dediğimizde hayvancıklarını da alıp koşa koşa banyoya giden sen, bir gün kıyameti kopardın...2 kere ciyaklamalar ve kaçmaya çalışmalar eşliğinde yıkadık zar zor... günler oldu yıkanmayalı, zorlamayalım dedim ama temizlik de gerek... babayla yıkanmanı teklif ettik olmadı, onu banyoda görüp heves edersin belki dedik olmadı, oyuncak zaten işe yaramıyor, dil dökmek hiç, bebeklik küvetini çıkaralım dedik daha görünce ciyakladın, en son izinliyken de denedim, yok yine bir kıyamet koptu...hayır suyu, banyoyu o kadar seven bir çocuk nasıl oluyorda bir anda nefret ediyor??? en son banyonu hatırlamaya çalışıyorum, hani birşey mi oldu, birşeyden mi korktu ne biliyim gözü mü yandı, su mu yuttu diye... yok, hiç bir farklılık bulamıyorum rutin banyolardan...ama kendimi biliyorsam haftasonu yine deneyeceğim :)
*ha bu arada annecikle babacıkta "tek çocuk iyi, kesinlikle başka olmasın" ve "yok kardeşsiz olmaz, kesin bir kardeşi olmalı" (aslında bu fikir daha çok bana ait) fikirleri arasında gidip gelmeler:)) hayır şimdiden noluyorsa... ama insan herşeyi düşünüyor işte...

şimdilik böyle işte havadisler ;)

24 Şubat 2011 Perşembe

durum raporu gibi

Çooook uzun zaman olmuş yazmayalı...insan yazmadıkça da eli hiiç gitmiyor, ara daha da açılıyor... Günler geçiyor, Kaan büyüyor...
26 ayı geride bırakan Kaancık, bu aralar babaanne ve dedeyle birlikte...biraz hastalıklarla uğraştık ama neyseki geride kaldı...hoş bende hala düzelmeyen şeyler var...hayatımda böyle bir grip geçirmemiştim toparlanması da güç oluyor doğal olarak....

Tam çok güzel yemeye başlamıştı, biraz topladı gibi diyordum ama ateş herşeyi altüst etti, yine iştahsızlık başladı tabi...süzüldü yine yavrucak (kesin bana öyle geliyordur) son 1-2 gündür düzeldi gibi gibi...
Cimnastiğimize biraz ara verdik, nisan gibi tekrar başlamayı düşünüyoruz...ama 1 ay bile iyi geldi, kendi boyutundaki başka çocuklara alıştı en azından :)

Kaan'ın oyun odasında konsantre halleri...

Aklıma geldi şunu yazayım:) Zaten doğru dürüst kar yağmıyor artık, bir kerecik adamakıllı yağan karı da sevmedi bizimki, ayaklarına bulaştıkça sinir oldu, ellemedi pek...sonradan kıyıda köşede azcık kalmış artık buzlaşmış karlara özellikle basmaya başladı...zaten eline boya sürülünce de hiç hoşlanmıyor...temizlik takıntımı çocuğa yansıtmamaya çalıştım ama başaramadım mı acaba diye korkmaktayım neyse alışacak elbet daha bunun kreşi var:) oyun hamurlarında da durum aynı. sadece baş ve işaret parmaklarıyla öyle bir eğreti tutuyorki... hiç sevmiyor hiç! zorlamıyorum illaki "şimdi" resim yapacak, oyun hamuru vs ile uğraşacak diye kasmıyorum...ama boyaları, kağıtları masasının üstünde, istediği zaman geliyor arada bişeyler karalıyor, eline bakıyor boya olunca, 'işini bitirince, en son ellerini yıkarız, önemli değil, olabilir' diyorum, yavaş yavaş alışacak bakalım...

Bu arada hala konuşmasını beklemekteyiz...anlamlı konuşmasını diyeyim...dededededededede diyerek nasıl bütün derdini anlatıyor hayret doğrusu... aslında merak ediyorum yeryüzünde böyle başka bir çocuk daha var mıdır? yani 2 yaşında daha tam olarak konuşamayan çocuklar, ya tek tük kelime söyler ya da susar diye düşünüyorum ama hem konuşamayıp hem de hikaye anlatır tarzda, el hareketleriyle, mimikleriyle sürekli dededededede diye kendince konuşan var mıdırki?! bunun dışında en başta "dede" olmak üzere, "baba", "deda" (ben oluyorum bu, anne yok hala! çook nadir "nenne" diyebiliyor), "mama", "lila" (pilav), "daat" (saat), av-av, möö gibi şeyler var... kimi çocuk erken konuşur annesi yada ona bakan kişi hemen iddia eder "e ben yanında bebekliğinden beri hep konuştum, yaptığım herşeyi anlattım, işte ondan bizim çocuk erken konuştu" hikaye! çocuğu düzenli yemek yemeye alıştırdığını, uyku düzeni tutturduğunu, erken konuşmasını sağladığını düşünmek de geçersiz benim için. kimse beni inandıramaz buna...çocuk neyi ne zaman yapmak isterse aslolan odur! yoksa ben ki kendimi aşıp bol bol gevezelik ettim, bununla beraber annem-ki kendisi emekli öğretmen, kısacası bol bol konuşur- ona rağmen durumumuz budur:) ama öyle çok endişelenmiyorum, bekliyorum sabırla... hem böyle o kadar şeker ki, bu hallerini özlicem sonra biliyorum.

işte tam da dededede diye konuşurken

Mayıs sonunda sabiha paktuna keskinden randevum var, taa aralıkta alınmış:D gidermiyim bilmiyorum... uyku problemi içindi, o zaman mayısa randevu verince kızmıştım "taaa" o zamana kadar düzelir belki diye:) biraz burunlarından kıl aldırmama durumları da vardı...bilemiyorum... 2 gecedir iyiyiz:) ilk gece 22.00-04.30 arası uyudu, sonra süt içti 5.30 gibi tekrar uyudu (aranın bu kadar uzamasında benim artık gece süt vermicem diye gereksiz inadımın tutması etkili oldu, sütünü içti ve uyudu neyseki) nerdeyse 9 gibi uyanmış, dün de 22 de uyuyup gece 12de bi uyandı sonra 6ya kadar uyanmadı :))))) bizim uyku tarihimizde ilklerden ne de olsa, sevinçliyim ama temkinliyim de aynı zamanda:)

Güzel oldu işte, ne güzel özet geçtim. artık daha sık yazmak istiyorum, bakalım başarabilecekmiyim. bir de daha çok resim, video çekmek istiyorum, ama buna da Kaan izin vermiyor, makineyi görünce almaya çalışıyo tabi bebekliğindeki gibi olmuyor:)

*Resimler oldukça eski...

3 Ocak 2011 Pazartesi

yeni bir yıl

yepyeni bir yıla girdi Kaancık, farkında olmasa da:) bakalım bu sene neler neler göreceğiz beraber...umarım güzelliklerle dolu olur...konuşmasını, hırçınlıklarının mızmızlıklarının azalmasını, bezinden kurtulmasını bekliyorum...eylülde belki kreş macerası başlayabilir...kısaca yeni şeyler öğrenmeye, bizi şaşırtmaya ve sevindirmeye devam etmesini bekliyorum...

sağlıklı, huzurlu, mutlu olalım yeter;)

ha bir de geçen yılbaşı ayakta sallanarak girmişti yeni yıla, bütün bir yıl ben sallamaya devam ettim, babası omzunda gezdirmeye... bu sene uyuyarak girdi!!! evet evet umutluyum:)))