Kaan&Zeynep

annecikten küçük bir hatıra olsun...

18 Kasım 2009 Çarşamba

1 yaşına 1 ay mı kaldı yani!!

kuzumm 4 aylık


Canım oğlum bugün 11 aylık oldun, kutlu olsun meleğim...
Çok hızlı geçiyor artık günler, aylar... Yetişemiyorum, zaten gündüzlerimiz de artık beraber geçmiyor:( Bu hız gittikçe daha farkedilir olacak maalesef. Biraz buruğum sanki... Hem büyüme hem de kocaman ol istiyorum :)
Babacık İstanbul'a gitti, kısa bir görev, cuma burada olacak inşallah... Akşam yani şu anda annanecik, dedecik, teyzecik, büyük teyzecik ve dayıcık buradalar :) Annanecik kalıcak bizimle, nasıl olsa sabahları geliyordu zaten:)
Sen mışıl mışıl uyuyorsun şimdi. Yatağına yatırdım seni az önce. Baktım sana... O kadar güzelsin ki... Çok seviyorum seni pamuğum benim...
Şimdi teyzecik de gidip bakmış sana, melek gibi nasıl güzel uyuyor diyor :) Teyzeciğini pek bi seviyorsun anlaşılan, görür görmez yüzünde güller açıyor. Nedeni de onu oyun arkadaşın olarak görmen muhtemelen :D
Ve işte herkes gitti bi annanecik kaldı. Sen uyandın beklediğim şekilde, pış pışlar başladı, yetmeyecek sallanmalar başlayacak, babacık da yok kucakta gezdirmeler kısmı benim kollarım ne kadar izin verirse o kadar olacak.
Uykularının en delikli, en kısa olduğu bir ay olarak kaydedelim bu 11. ayı da...
Şükredelim ve dua edelim her zamanki gibi...Hiç olmazsa 1 yaşından sonra uyu be yavruşum!

15 Kasım 2009 Pazar

Başlık yok 2. mim var

Off çok yorgunum, uykusuzum, 2 saat aralıksız uyumak istiyorum sadece... Olmuyor, Minik Kral izin vermiyor... Geceler kabus ama sabah olunca da -o da saat en geç 6da- sanki o yarım saatte bir uyanmalar, ağlamalar, sızlanmalar hiç yaşanmamış gibi şirin mi şirin, biz de unutuyoruz vallaa... Kesinlikle baktırmıyo beyefendi artık dişlerine, nasıl inat! Bi bakabilsem içeride ne var ne yok...Bir de yavrukuşum anneciğinin kötü bir huyunu kapmış maalesef:( Yoksa bu kadar küçük bir kuzunun dudakları çatlar mı? Bu sebepten miniğin artık bir 'lipstick'i var:) Eczacı bile şaşırdı bu duruma ama Mustela düşünmüş işte...

Tez yazabilmek (aslında başlamak henüz) bi yana ben şu mimi bile yazamadım daha:(

Teşekkür ederek Nilo'ya başlayayım bakalım...

Hayatımda yeri olan kokular:

* Canım oğluşumun kokusu
Anlatmaya çalışmayayım hiç, yapamam, sadece içime çekebiliyorum doyasıya...
* Sevdiklerimin kokusu
Annemin, babamın, ablamın ve tabiki aşkımın...
* Güzel parfüm kokusu
Severim hani insanlar yürürken parfüm kokusu yayarlar...Ama güzel olmalı, gerçi güzellik de görecelidir bilirim...
* Temizlik kokusu
Temizlik yapılınca şöyle evin kokusu değişir, ferah ferah kokar ya... Bi de temiz nevresim serince ilk gece o yatakta temiz bir uyku çekilir ya...Ne kadar uzak şimdi:))
* Kahve kokusu
Bayılırım... Hamileyken ve emzirirken içemediklerimin acısını çıkarıyorum şimdi:)
* Tiner kokusu :)
Üniversite zamanlarında uykusuz geceleri hatırlatır... Boya ve uhu da eklenebilir buna... Of be hayatım boyunca uykusuzluk çekmişim ben de!
* Deniz kokusu
Kuşadası tercihim ama aslında farketmez, deniz olsun da!
* Yağmur sonrası toprak kokusu
Ohh miss...
* Kızartma kokusu sonra kek kokusu... Karnım acıkıyor sanırım:)

Şuraya hemen bi not düşeyim aklıma gelmişken oğluşum, artık arabada sen de öne dönük olarak yani bizim gibi oturabileceksin... Yeni bir otokoltuğun var:) Eskisi hem küçük gelmeye başlamıştı hem de sıkılıyordun arkaya bakmaktan... Yalnız nasıl bir piyasadır bu, nedir bu pahalılık, bakalım bunu ne kadar kullanabileceksin, kaç yaşına kadar... Zaten ondan sonra ya babacık oturacak ya ben :P Siz oturmazsanız da bana getirin dedi hatta dedecik :D
İyi günlerde, sağlıkla kullanmak nasip olsun canım oğluma...

10 Kasım 2009 Salı

10 Kasım


Saat 9'u 5 geçe... Kimileri yolda durmuş saygı duruşunda, kimileri arabalarında kornalarıyla insanın içine işleyen siren sesine eşlik ediyor...Kimileri arabalarından inmiş hemen yanıbaşında saygı duruşunda...Ve tabiki bazıları durmak yok aynen devam şeklinde ilerliyorlar... Bir adım öne gidemeseler de... Küçük bir ayrıntı gibi görünse de değil işte! Atamıza büyük bir saygı, elimizden geldiği kadarıyla, hiç olmazsa bu! Ama bu saygıyı göstermeye bile erinenler varken, Atamızın izinden yürümek için erinenleri anlayabilirmiyiz acaba?... Hayır...

Bu arada devlet babanın bir kurumunda siren sesinden başka bir farklılık yok her zamanki günlerden...

O kadar üşeniyoruz ki, o kadar halsiziz ki, o kadar bizden geçmişciyiz ki, o kadar vurdumduymaz, o kadar duyarsızız ki.... Bize bişey olmaz, yok o kadar değil, o kadar yapamazlar, olmaz canımmm, abartıyorlar herşey o kadar da kötü değil... Oysaki o kadar hatta daha kötü, her geçen gün... Ama işte hayatın akışına kapılmışız bir kere... Halbuki elimizden kayıp gidebilir bir gün aniden ne uğraşlarla sahip olduklarımız...

Keşke oğluşum keşke Mustafa Kemal Atatürk'ün değerini bilen, yaptıklarını anlayabilen, O'na saygı duyan, mirasına tüm varlığıyla sahip çıkabilen insanlarla yönetilen ve ucuz kömüre, azıcık yardıma muhtaç olmayıp da kandırılamayacak insanların olduğu bir ülkeye doğsaydın ama olmadı işte kuzummm ....

(Belki bir gün bunları okurken çok şey değişmiş olur ha bebeğim?)
(Yine de annenin yavrusuna umudu işte...)

5 Kasım 2009 Perşembe

Özlemeyi de bilirmiişşş...

Ne güzeldi değil mi saat 6da hava kararır o sırada annecik eve gelirdi...Saatlerin geri alınmasıyla saat 5te hava kararmaya başladı ama annecik yook:((( O zaman huysuzlaşıyormuşsun, annanecik ne yapsa olmuyormuş... Mecbur kucakta gezeceksin, bi o yana bi bu yana dönerek, gözlerin ya camda ya kapıda, ne diyerek: 'anne-anne-anne-anne...' Senin anne demene kurban olurum canım oğlummm...

Neredeyse daha 1 aylıkken ağlarken 'annnnnneee'ye benzer bir kelime duyardık...O bile mutlu ederdi beni...Şimdi ise tarif edilemez bir his kaplıyor içimi 'anne' dediğini duyduğumda ve biliyorum artık bilinçli çıkarıyorsun bu kelimeyi... En çok da acıktığında gözümün içine baka baka 'annne'ler sıralanıyor ki eminim bunun tesadüf ya da kulak yanılgısı olmadığına...(Seni seniii! İşini biliyorsun ;) Acıktığında anneciğe bakıp ağlamaklı bir ifade ile 'annne' demeler...(içime sokasım geliyo tabii) Kucak istediğinde de babacığa yine aynı ifadeler...'baba' yok. (bu kısmı geçelim şimdilik :) oysaki bi aralar 'babababababa' da derdin ama unuttun sanki...)

Çok sevdim ben bu 10. ayı, çok hızlı gelişmeler kaydettin bu ayda... Mesela emeklemen o kadar hızlı olmamıştı...Tam olacak, 2 güne emekler dediğimizde, bırak emeklemeyi, o 2 gün hiç bir uğraş vermezdin, sonra yine başa dön... Ama daha doğru bir emekleme pozisyonuna geçemeden tutunup ayağa kalkmaya başlamıştın.. Gün gün gelişti bu çabalar... Emeklemeni unuttuk resmen, daha doğrusu emekliyordun artık ama biz yürüme eylemine dikkatimizi yoğunlaştırdığımız için o arada kaynadı gitti :)

Az kaldı bebeğim biliyorum çok isteklisin yürümeye, inanıyorum ki onun da zamanı gelince kimse tutamayacak seni :)

Pek çok şeyi yiyebiliyorsun artık... Yemekten kasıt öyle hapur hupur değil tabi ama iyi bence, herşey yolunda, kafam çok rahat artık... Balık (sevdin), ıspanak (önce bööö desen de sonra yedin azıcık ama olsun), sarımsaklı tarhana :) (bir bebişin ağzının sarımsak kokmasına şahit oldum ilk defa... çok eğlenceliymiş :)
Uyku durumu bir iyi bir kötü devam...Hamak etkili oldu bence, seviyorum hamağımızı...

Bu arada anneciğin yılan hikayesine dönen tezi çıktı yine ortaya, daha doğrusu ortaya bir tez çıkarmak için motive olmaya çalışıyor en azından...

Canımsın oğluşum, pamuğumsun, bitanemsin, ay parçamsın, boncuğumsun, çok akıllı bir bıdıksın, afacansın, bıcır bıcırsın, cinsin, huysuzsun bazen, hatta asabisin -hem de nasıl:), neyseki genelde neşelisin, güleçsin, sarı pisisin, fındığımsın, nasıl da tatlısın, pırıl pırılsın, kıpır kıpırsın, çok azimlisin, mini mini bir adamsın, herşeyimizsin... Nasıl da büyüdün yürüyeceksin ya bir de inanamıyorum hala...

Beni özlemene içim acıyo aslında, kıyamıyorum sana ama bu nasıl bir sevgiymiş daha iyi anlıyorum şimdi azıcık da gururlanarak...İyi ki gelmişsin hayatımıza...