Kaan&Zeynep

annecikten küçük bir hatıra olsun...

18 Eylül 2012 Salı

18 Eylül

Bugun benim dogum gunummm:))) Kucuk adamimin da 45. ayi:)
Nice saglikli mutlu yillara bebegimle...

16 Eylül 2012 Pazar

Kreşte 2. hafta

Yeni bir haftaya başlamadan geçen haftanın da özetini geçmeliyim. Bu kreş en başta bana bloga haftalık yazma programı oluşturttu sağolsun;)

1.gün: haftasonundan sonra kreşe gitmek çok zor oldu ptesi. Kreşten uyarı yapmışlardı zaten zorlanacaksınız diye:) Evden hiç çıkası gelmedi...İkna edene kadar baya bir dil döktük, işe geç kalırsak patron bizi kovar, sana oyuncak alamayız vs diye ikna oldu heralde en son hatırladığım. Gerçekten de oldukça geç kaldık. Kreşteki kahvaltıya yetiştik en azından, gerçi orda da şimdilik çok çok az kahvaltı yapıyormuş bizim ufaklık, ama 1-2 lokma peynir bile benim için büyük bir başarı! Neyse, yani zorla giydirelim, evden çıkaralım yapmadık, kendi isteğiyle giyinmesini sağlamaya çalıştık ama zor oldu tabi... Kreşe gidince problem olmadı, içeri girdi yavaştan... Bir ara aradım kreşi, merak etmiştim, oynuyorlardı, iyi olduğunu söyledi müdürümüz. Almaya gittiğimizde de tüm gün iyi vakit geçirdiğini öğrendik. Uyuyor öğlenleri ancak uyanması problemliymiş. Ağlamış bi ton, kızmış herkese daha benim uykum var diye. Ah ahhh aylarca uyumadı bu çocuk geceleri dedim şimdi acısını çıkarmak istiyor heralde:)
2.gün: yine çook zordu! Sonra anne-baba olarak yine aynı şeyleri tekrarladıktan sonra kendi isteğiyle 'namaan hadi giyin okula git' dedi. Ancaaakkk kreşe girince bir mahsunluk çöktü kendisine, durgunlaştı, deriiin bir iç çekti.. Tam ayakkabısını giydirirken başını omzuma koydu, sonra dizime yattı veee ağlamaya başladııı!!!Nasıl hisli hem de! Kıyamam amaa ben kuzucuğuma:(( O an dedim ki allahım ağlayarak çocuk bırakmak ne zor... Ben yine açıklamalar yaparken en sonunda öğretmeni geldi, 'evet artık Kaan'ı alıyorum' dedi, kucakladı ve içeri girdiler. Kuzucuk ağlıyordu, ben de dokunsan ağlayacak moddaydım ama biliyordum, hazırlıklıydım ve o anda ordan çıkmak zorundaydım. Öğretmen de aslında olması gerekeni yapmıştı demekki... 11 gibi yine aradım kreşi, ne yapayım yani meraklı bir insanım ben, ama bir emin olayım alıştığından, aramam sonra söz :) Neyseki bir sıkıntı yokmuş...Almaya gittiğimizde de yine çok zor uyandığını anlattılar. O sırada geldi afacan hoplaya zıplaya:)
3. gün: den önce salı gecesi yatmadan ağladı minik:( Okula gitmesinmiş, ona babanne-a. dede baksınmış. )(Anneanne işe başladı diyince ondan ümidi kesti, babaannelerden medet ummaya başladı tabi benim akıllı bıdığım:)) Hemen babaanne ve dedeyi de işe başlatmalıydık, nasıl atlamıştık bunu:) Neyse yine aynı şeyleri bir kez daha anlattık. Şimdi diyorlarki 'sen büyüdün artık okula gitmen gerekiyor' denmeyecekmiş çocuğa, ona böyle bir yük yüklemek yanlış olurmuş. Ama konuya bu kanaldan girince bizim yavrukuşun ikna olduğunu gördük, şimdi ne yapalım yani yanlış mı yaptık? Sabah da evden çıkmadan ağladı, sabrım taşsa da aynen bozuk plak gibi ezberimdekileri yineledim:) En son ikna oldu, giyindik, çıktık vee kreşe bırakırken ağlamadı:)))) Genelde gününün iyi geçtiğini öğreniyoruz almaya gittiğimizde de.
4. gün: Gece de sorun çıkarmayan oğluşum sabah fena değildi. Bana önce sordu 'anne ben şimdi kreşe giiiitt' diye. (Tonlamayla soru sorduğunu anlıyoruz:) Evet oğlum vee devamında bir ton laf sıraladıktan sonra korkuyla patlak verecek mi diye baksam da, Kaan da aslında sanki hayır dememi mi bekliyordu, tam emin değilim ama arıza çıkarmadı neticede. Gittik, içeri geçti (yani bu hafta zıp zıp girmedi pek kreş kapısından:)) Ancak almaya gidince öğrendik kii oyun oynarken çok eğlenmiş bugün, yarışma yapmışlar. Defterine de Kaan çok keyif aldı diye özellikle not düşmüşler...
5. gün: Sanırım o yarışmadan cidden keyif almış ki oldukça hevesli gitti bizimki. Hatta gece hadi uyuyalım, hemen sabah olsun, okula gidelim diye uyudu. Çıkışta da yaptıkları 'örümcek' elinde, kıpır kıpır, onu oynatırken çıktı karşımıza. Zaten hergün genelde elinde o gün yaptığı bir şeyle karşılıyor bizi. Bir de çocuklarla sanki daha bir kaynaşmış geldi bana. Ayrıcaa o gün bir şarkı da öğrenmiş: 'Ceviz adam' Öğretmeni 'muhtemelen söyler evde, bugün öğrendi' diye bize anlattı gününü. Miki şarkısından sonra bunu da söyledi haftasonu bol bol:)

Bakalım yarın nasıl gidicek kreşe...Bu hafta bizi neler bekliyor acaba?? Yalnız alıştıysa artık ve sorunsuzca gidip gelirse heralde gün gün yazmam bir haftayı daha:D

9 Eylül 2012 Pazar

Şimdi kreşli olduk...:)

Kaan 1 haftadır kreşe alışma turlarında!

Çok heyecanlı bir gelişmeymiş:)

Kreş için ilk önemli şartımız evimize yakın olmasıydı. Tabiki ben iş yerime yakın olması seçeneğini de düşündüm, aylar aylar öncesinden hatta... Sürekli aklımdaydı bu hangi kreş-hangi okul konusu. Ölçtüm, tarttım, biçtim, çokça düşündüm ve sonunda aklın yolu bir, eve en yakın kreş en iyi kreştir dedim. Her sabah erkenden uyanıp evden o kadar yol gitmesine razı olamadım Kaan'ın. Gerçi eve yakın gerçekten "iyi" bir kreş-okul seçeneğim de olduğu içindir bu, bir de tabiki ben işteyken bu civarda annem olduğu için ;)

İlk olarak bir okula karar vermiştik, butik özel okul, halanın oğlu oraya giderken ve oldukça memnunlarken ve de bu sene 4+4+4 sistemi sebebiyle 3.5 yaşındaki çocukları da anaokullarına alacaklarını duyunca da evet biz de oraya veririz diye düşünmüştük. Yalnız saatleri 9 ile bazı günler 15 bazı günler 16 arası civarında olunca, iş yine anneme kalıcaktı. Biz işe gitmek için erken çıkıcaz, annem bize gelicek, bir şekilde Kaan'ı okula o götürcek, veya yakın mesafe de olsa servise verecektik, çıkışta yine annem ilgilenecek vs vs. Kadınceyizin yükünü hafifleteyim artık istedim:) Diğer yandan da ne kadar olsa da anaokulu olacaktı orası, kahvaltısı yoktu, evde yaptırıp öyle gidicekti tabi saat 9da... Niye kahvaltıya takığım; kahvaltı alışkanlığı olmayan oğlum için hep bir umudum var da, kreş ortamında derler ya çocuklar herşeyi yiyorlar diye:) belki orada disipline olup bu alışkanlığı kazanır diğer çocuklarla beraber diye düşünmekteyim... Öğle uykusu da yoktu... Belki ilkokulda hatta seneye anaokulunda buraya gider ama önce bir "kreş" lazım bizim çocuğa, oğluşum daha küçük diye düşündüm:)

Bu arada işyerinden bir arkadaşımın da çocuğunu 3 senedir gönderdiği ve hiç düşünme ver, bu civardaki en iyisi dediği kreşi yine aylar öncesinden hafızaya almıştım. Çok da olumlu şeyler duyuyordum buralarda oturanlardan. Hatta evimize çok daha yakın bir kreş var ki orayla da bir ara görüşmüştüm ama zaten fiziksel olarak pek hoşuma gitmemişti, belki tolere edilebilecek şeyler olabilirdi mesela ne bileyim çok süper eğitimi olsaydı...ama nedense hep beni rahatsız eden bir his vardı içimde orayla ilgili, nitekim 1-2 olumsuzluk da duyunca insan ister istemez soğuyor. Orası çok daha avantajlı olacakken olmadı işte içime sinmedi...
Neyse en sonunda burayla da görüşmeye gittik, kreşin içini de gezdik, içim ısındı resmen. Müdür bana daha ilk baştan müthiş bir güven verdi, ona da içim ısındı:) Belli işine ne kadar bilinçle yaklaştığı. Daha önce de diğer müdürle görüştüğümden, o içime sinmeyen yer, farkı da farkedebildim. Yaptığın işte profesyonellik ve karşındakine bunu verebilmek önemli cidden! Daha tabiki yolun başındayım ama ilk izlenim önemlidir, umarım memnuniyetim hep devam eder.

Dolayısıyla, kocişin de hoşuna gidince buraya karar verdik. Hem ani oldu hem de aylardır aklımdaydı aslında:) Burası da butik tarzında, çok az kişi sınıflar, zaten 3 sınıf var, maks 8 oluyor, tek bir sınıf yokmuş mesela dönüşümlü kullanılıyor. Bu da hoşuma gitti, bütün bir gün bir odada geçmiyor yani...

Müdürün bizimle uzuuuunca faydalı sohbetinin ardından yine de kesin birşey söylemedik ona ama daha arabaya yürürken eşimle tamam dedik. Bir de geçtiğimiz hafta için 'az çocuk olacak, bir kısmı tatilde'yi duyunca çocuklardan tedirgin olan oğluşu daha az çocuklu bir ortama sokmak için acele ettim hemen bu hafta başlatayım diye.

Sonra anneanneyle ve Kaan'la da beraber kabul-kayıt vs işlemleri için gittim. Amacım Kaan'a da kısacık orayı göstermekti. O tanışma faslında bile yaklaşımları oldukça iyiydi. Tadı damağında kalarak çıktı Kaan oradan zar zor, gelmek istemedi:)

Vee haftalık oryantasyon programı başladı. 1 günü 1 haftaya yayacaklardı:
1. gün: 10.30-11.30 arası; tam oyun zamanı gidilecekti. Ben de orada bekledim. Babacık da geldi 1 saatliğine. Tanışma zamanı hemen müdürün yanına öğretmen bir oyun düzeneği kurup orada oynatmıştı. Çocukların yanına gitmemişti, onlar ortamdan ayrılınca aşağı tarafa geçmişti:) Bu sefer oyun kurmayacağım, aşağıya (geniş bir salon var basamakla inilen) çocukların arasına geçsin diye dedi. İlk önce gitmedi tabi bizimki, sonra kandı birşeye indi, başladı yine oynamaya...Yine zor çıktık ordan:)
2. gün: 9.30-11.00 arası; süre uzadı ve ben beklemeyecektim. Bırakıp çıktım. Hoplaya zıplaya girdi içeri afacan, arkasına bile bakmadan. Bir sorun olursa ağlayıp da durduramazlarsa arayacaklardı. Yok sanmam öyle birşey olacağını diyemedim yine de nolur nolmaz diye... Kimse aramadı tabi:) Almaya gittiğimde de dışarda kedi var, hadi ona bakalım vs diye dil dökerek çıkardım yine:)
3. gün: 9.00-12.30 Süre azcık daha uzadı ve işin içine öğle yemeği girecekti. Babacık almaya gitti. Anne hani demiş yalnız:( Tabi ilk 2 gün ben raporluydum, yine şifayı bir şekilde kaptığım için:( Çarş. da işe başladım, bir yandan tezin son şekillendirmeleri derken ben gidemedim almaya... Neyse ki sorun yokmuş, bizimki 1 köfte az patates yemiş:)
4. gün: 8.30-15.30 Kahvaltı ve öğle uykusu da karıştı işe. Ben gittim almaya (arabayla tek başıma! buna da alışmalıyım diyerek:)) Müdüremiz karşıladı vee 'bugün burası artık cazibesini kaybetmeye başladı, hazır olun mızırdanmalar, itirazlar başladı, bundan sonra size dediğim gibi zorluklar başlayacak' vs. dedi. Noldu hayırdır derken, durum anlaşıldı. Baktıki bizim afacan sadece oyun yok burda, yemek de var, kahvaltı bile var, şimdi bir de uyku çıktı başıma diye diye mızırdamıştır:) Kahvaltısını yapmamış ki çok normal peynir, zeytin ağzına sürmez, bunu zaten tahmin ediyordum. Ama öğle yemeğine çok güveniyordum; tarhana çorbası, biber dolması... Kesin yer derken yememiş. Israr etmemişler tabiki daha ilk zamanları diye. Uyku vakti gelmiş, uyumam benim uyku yok demiş, tamam sen de yat arkadaşların gibi, ama uyuma, gözlerin açık kalsın demişler, öğretmeni masal okumuş, o sırada gitmiş bizimki, uyumuş! Ben gittiğimde yeni uyandırmışlardı alacağım için. Yine zıplaya zıplaya geldi, hadi sen de gel dedi bana. Daha kalıp oyun oynacakmış. Yine ne diller dökerek aldım. Müdür de yazık, beni yalancı çıkaracak diyo:)
5. gün: 7.30-17.00 en uzun günü:) Bu arada her sabah hadi okula diye diye gitmişti, ilk kez bu sabah giyinmek istemedi, sonra okul şimdi evde oyun demeler başladı:(( Ben de korkular... Sonra kendi isteğiyle tamam hadi giyin okul dedi:)  Babacık aldı bugün de, beni alamadı, yoksa 17'ye yetişemeyecektik. Öğlen yemeği için hakkında özellikle 'diğer yemeği olmasa da, mantısına yoğurt koymayın, o zaman mantıyı' yer dediğim çocuk onu yememiş kabak yemeğini yemiş! Evet bu çocuk milleti adamı yalancı çıkarıyor kesinlikle! Neyse canım tek yesin de:) Yine uyumuş, kendi kendine.

Bu arada tabiki daha çocuklarla pek muhatap olmuyormuş bizim minnak. Müdürümüz de öyle dedi,şu anda birebir öğretmeniyle, bizimle ilişki kurar, onu bir süre beklemeyin dedi. Ama en azından çocukların içine karışıyor ya buna da şükür! Neydi bir dönem o canayakın, sevimli şey çocuk görünce yabani oluyordu.
Alışacak işte böyle böyle... Şimdilik herşey iyi, bakalım bu hafta neler olacak. İnşallah sorunsuzca gider geliriz beraberce:) Sabahları 7.30-7.45 gibi bırakıcaz, dönüşte de 18-18.15 gibi alıcaz, bu da büyük ihtimal babacık olacak.

Unutmadan anneanneyi de işe başlattık! Ben sana küstü diyip duruyor beyefendi kadınceyizi görünce. O da üzülüyor tabi, kesin sen niye bana bakmıyorsun, beni okula gönderiyorsunuz tavrı bu diyor annem de. Sonra şaka yaptı, ben sana küstü değil diyor (Kaan'ın olumsuz cümlelerine bayılıyorum bu arada: Ben acıktı değil! mesela, çok şeker ama:)) Biz de anneanne de artık işe başladı dedik tavsiye üzerine;)

Çok geç oldu yine. Tezimi de jüri üyelerine verdim, sunuş hazırlamam gerek ve bu cuma bitiyor bu işkence inşallah:) Dile kolay 8 senede masteri bitircem bir aksilik olmazsa:D

İşte bu da kreşimizden Kaan'ın ilk faaliyeti! Allahım ne mutlu!! bende de niyeyse böyle bir heyecan bir heyecan:) İlkokula başlayınca n'olurum kimbilir:)

1 Eylül 2012 Cumartesi

Yaz Tatilimiz

Ve nihayet tatilimizin özetini çıkarmanın zamanı geldi!
En azından başlangıç yaptım taslakta kalırsa da devam ederim böylelikle:)

Bizim tatilimiz haziranın son haftası başlayıp temmuzun 2. haftası bitti, 3 haftalıktı... itiraf ediyorum fazla bile geldi. Seneye nasip olursa bölerek alıcam iznimi. Kaan'ın tatili ise baya uzun sürdü ki hala emin değilim iyi mi oldu kötü mü diye. Evet çok mutluydu ama acaba diyorum içinde neler yaşadı kuzucum... Sanırım seneye bırakamam artık, bu sene tez de var diye elimden birşey gelmedi ama. Seneye yazın bizimle olabilmesi için okul tercihini bile ani bir kararla (hoş çok da ani sayılmaz) yazın da açık olan bir kreşle değiştirdim.
Bunu ayrıca anlatacağım bu arada, zira pazartesi Kaan kreşe başlıyor. 1 haftalık oryantasyon programı olacak. Bakalım bizi neler bekliyor? Umarım güzel şeyler olur...

Tatilimizi anlatacaktım... Amaan tatildi işte ne yazayım dedim sonra da :) Deniz-kum-güneş ve yazlıkçı Kaan! En iyisi fotolar gelsin:


Tabiki yazlıkta bir Kaan klasiği: hortumla bahçe sulamak, heryeri ıslatmak ve en son bayramda gittiğimizde ise anneyi sulamak/ıslatmak oldu...:)

Bu da bir Güzelçamlı/Kuşadası klasiği : Kaan'la çıkılan yürüyüşlerde güzel günbatımı...

Şirin şey 'deyyee'siyle:)

Eh bunlar da klasik... her çocuk için:) 

Milli Park'a gittik bu sene sık sık... hem ufak çaplı piknik hem de muhteşem deniz sefası
ve hamak keyfi... Kaancık da hamakta uyudu bol bol:)

Keyif adamı... 
  
Tekne turuna gitmiştik yine klasik olarak. Yalnız bu seferki fenaydı, nasıl bir curcuna! Tekne büyüktü ama çok da kalabalıktı. İyi ki batmamışız :)
  
Bir arkadaşı daha olmuştu son zamanlarda:) 

Yatmayı pek sevmedi, itmeyi daha çok tercih etti:)

Aktivite adamı...

İlk arkadaşı :)

Sanatına tatil nedeniyle asla ara vermedi...

Ennn güzel uyuduğu yaz... Hatta bu yaz kendi kendine uyumayı öğrenmesi açısından bir dönüm noktası!

Kendi yatağında da yatıyordu aslında, ama yazlıktan döndüğünden beri tekrar ortamıza geçti, odasında yatağında yatmıyor... Bu da bana ders olsun! Olsun şikayetim de yok gerçi:)


Son olarak yine bir gün batımı ve muhteşem deniz fotosuyla bitiriyorum;)


Hep tel.den çekilen fotolar... Makineye yazık oluyor. Üstelik artık eskisi kadar çok çekemiyorum...

Bir de evlilik yıldönümü kaçamağımız vardı aslında Samos'a doğru... O da sonraya kalsın geç olmuş;)